Kıyamet
Allah (cc) “Kıyamet Suresi”nde iki kez yemin eder: Bir “kıyamet günü”ne, bir de “pişmanlık duyup daima kendini kınayan nefse”... Unutmayalım ki bizler “ahir zaman peygamberi”nin ümmetiyiz. Görevimiz “veresetü'l-enbiyâ” olmaktır. Madem “ahir zaman” peygamberinin ümmetiyiz, o zamana ilişkin alametlerin ortaya çıkmasından söz ediyoruz; o zamanın fitnesine de hazır olmamız gerekir. Bunlardan vahiyle belirtilenler de var, sünnetle işaret edilenler de. Bir de “İbrahimî gelenek” içinden gelen, bir kısmı da İsrailiyat kategorisindeki haberler de var. Özellikle İbrahimî gelenekte kehanet meşru kabul edildiği için din ile kehanet de birbirine karışmış durumda. Ayrıca manipüle edilerek safsataya dönüştürülmüş bilim de var; astroloji de mitoloji de. Bunların hepsi de birbirini etkilemiş ve hepsi de birbirine karşı kullanılıyor aslında. Yani anlayacağınız, sapla saman birbirine karışmış.
Ben niye Müslümanlar üzerinden, kendi şahsımdan başlayarak, nefis taşıyan kanaat önderleri ve tüzel kişiliklerin tepe isimlerini eleştiriyorum, anlaşılmış olmalı. Birileri sürekli kendini ve önderlerini övüp onları yüceltirken ben “pişmanlık duyup daima kendini kınayan nefse” gönderme yapıyorum. 1500 yıl öncesinden gelen bir uyarı bu: “Pişmanlık”, “nefsi kınama” ve “daima”. Bundan uzaklaşmak gaflettir. Ne diyordu Resul: “Bildiğimi bilseydiniz, çok ağlar az gülerdiniz.” Çözüm, çare Allah’ın rızası istikametindedir. O da bizi dünya hayatı içinde artırarak ve eksilterek imtihan edeceğini söylüyor. Herkesin imtihanını ve liyakatini sonunda kişilerin söz ve davranışları belirleyecek. Biz doğru isek, şartlar kötü ise yine biz kazanacağız. İnanan insanlar için bu çerçevede kaybetme ihtimali yoktur. Kazanma ve kaybetme endişesi taşıyanların endişelerinin kaynağı rahmânî değildir. Biz her hâl ve şart altında sabredenlerden, şükredenlerden ve direnenlerden olacağız. Allah peygamberlerini bile böyle imtihan etmedi mi? Biz kıyametin gün ve saatini bilmiyoruz. Ama ona hazır olacağız.
Aslında bunların hepsinin de kendi alanlarında ciddiye alınması gerek bana kalırsa. Bunların hepsi insanları etkiliyor. Hepsinde birbirini etkileyen ve birbirinden etkilenen yönler de var. Bir kısmı da elbette Şeytan’ın iğvası ve Hannas’ın vesvesesinden ibaret. Bu konunun en cahili; dini, bilimi, mitolojiyi, astrolojiyi, medyayı, STK’ları ve sermayeyi kullanan siyaset ve bürokrasi. Bütün bunların kendi işlerine yarayan kısmını işine yaradığı gibi kullanıyor.
KIYAMET, ayağa kalkma anlamında bir kelimedir. “Kıyam etmek”, “ayaklanmak” anlamına gelir. Dinde kıyamet “ölümden sonra diriliş”i ifade eder. “Kün”, “ol” anlamında bir emirdir; “Gum fe enzir” derken “Gum”, “ayağa kalk” emridir. Kıyamet Suresi'nde Allah (cc) daha ilk günden Müslümanları kıyamet konusunda uyarır. Bu sure Mekkî’dir. 40 âyet, 676 harf ve 164 kelimeden oluşan bu sure Kitap’ın 75. suresidir. Kâri'a Suresi'nden sonra nazil olmuştur.
Bu sure “kıyamet gününe yemin” ile başlar. Allah (cc) kendi adı üzerine yemin ettiği gibi “pişmanlık duyup daima kendini kınayan nefse” (Kıyamet, 2), (Hicr, 92); peygamberlerine (Yâsîn, 1), peygamberlerin yaşadığı........
