Geçin bunları geçin
İnsanlar ne boş işlerle ömrünü tüketiyor. Çoğu insanın hâli, akşama kadar örgü örüp sabaha kadar söken kişinin hâline benziyor. Oysa şu kısacık hayatta boşa geçirecek 1 saniye zamanımız yok, kaybedecek 1 kuruş paramız da yok; tabii ki feda edeceğimiz, gözden çıkaracak tek bir insanımız da yok. Her saniye bir an daha yaklaşıyoruz; bir lokma ekmeğe muhtaç 300 milyon insan var bugün dünyamızda. Öte yandan bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir, bir insanı dirilten de bütün insanlığı diriltmiş gibidir. Bir kişinin başına gelen, başka insanların da başına gelebilir...
Sahi, biz ne için yaratıldık? Bir Allah var; O'na borcumuzu ödemek için tek yol var, o da kulluğumuz. O kullukla birlikte Ma'bûd'a ibadetlerimizin asıl gayesi ne? Allah bize muhtaç değil, biz O'nun rızasına muhtacız. O bizden; insan kardeşlerimizi ve Rabbimiz ve İlahımız olan Allah’ın bize emanet ettiği şeyleri hakkı ile tanımak, anlamak, korumak değil mi? Bütün bu nimetler için Allah’a bir şükür borcumuz olmalı değil mi? O'na başka birini ve bir şeyi ortak koşmamamız, inkâra sapmamamız değil mi? Ve bunları yaparken iki günümüz birbirine eş olmadan ilerlememiz, tekâmül etmemiz gerekiyor. İnsanlar akılları kadar iman edebilir ve akılları kadar bir şeyler yapabilir. Aklı olmayana iman da gerekmez. Bilmediğiniz bir şeye iman da edemezsiniz.
Öte yandan sahi; doğduğunuz ana babayı siz mi seçtiniz? Doğduğunuz toprağı, zamanı, derinizin rengini ve cinsiyetinizi siz mi seçtiniz? Ruh olarak yaratıldığınızda bunların hiçbiri yoktu. Sonra siz cennetin ihtişamı karşısında, ahir zaman ölçüsüne göre 1 gün, bu meşakkatli dünyada ne olacak diye bunları siz seçtiniz. Ne cahil ve ne zalimsiniz. Yaratılış gayenize uygun yaşama sözü verirken bugün başınıza gelenleri/gelecek olanları hesaba katmadınız. Bu emaneti dağlar taşımayacakken insanoğlu aceleci davrandı ve mahiyetini bilip, düşünüp 'evet' demedi. Hakikat âleminden gerçekler dünyasına indirilince de o verdiği sözü, ahit gününü unuttu. Cennetin ihtişamı dünya gailesini unutturmuştu, dünyanın ihtişamı ahireti unutturdu.
Babanız putperest olsa, siz İbrahim’seniz ne gam! Babanız peygamber olsa, siz gemiye binenlerden değilseniz yazıklar olsun size! Bütün zamanlar ve mekânlar Allah’a (cc) eşit uzaklıktadır. Allah (cc) bize şah damarımızdan daha yakındır.
İslam’ın ilk döneminde Müslümanların neredeyse tamamı daha önce müşrik, Yahudi ya da Hristiyanlardandı. Daha önce birçoğu ötekine düşmandı. İslam onları kardeş yaptı. Bu kardeşlik karındaşlıktan daha öte bir şeydi; ebedî hayat için ahiret kardeşliği idi.
Bugün şu şeyhin oğlu olmanız, şu tarikata mensup olmanız, şu Kur’an kursundan, şu imam hatipten, şu ilahiyattan diplomanız olması sizin için mutlak bir kurtuluş belgesi değildir. Ateist, deist, agnostik ilahiyat hocaları (!?) da var, talebesi olanlar da var. Şu partiye, bu vakfa, derneğe üye olanlar, birilerinin peşinde koşanlar sanmasınlar ki yarın önde gidenlerin peşinden cennete girdiriliverecekler. O gün herkes yaptığının ya da yapması gerekirken yapmadığının karşılığını görecek; “miskâle zerre hayran yerah” ve “miskâle zerre şerran yerah” ölçüsünde. Annelerin çocuklarından kaçtığı o gün de insan amelleri ile baş başa kalacak! Ne bir koruyucu, ne bir yardımcı ne de bir kurtarıcı bulamayacak...
Resûlullah’ın vefatından hemen sonra Hz. Ebu Bekir halife oldu. Onun hilafeti 2 yıl sürdü. Ondan sonra Hz. Ömer geldi. Ondan sonra Hz. Osman geldi. Onun nasıl şehit edildiğini biliyorsunuzdur. 4 Halifeden sadece 1 tanesi bir saldırı sonucu şehit edilmedi. Hz. Ömer de şehit edildi, Hz. Ali de. Ki zaten Hz. Ali 4. Halife idi; ondan sonrası “Isırıcı Melikler” dönemiydi. “Kerbela” hâlâ kanayan bir yara gibi!
Bu gerçekleri unutup insanları doğdukları ana baba üzerinden suçluyor ya da yüceltiyoruz.
Hz. Musa kavmini Firavun'un zulmünden kurtarıp bir mucize ile Sina’ya geçirdi ve Firavun'u ordusu ile birlikte helak etti de İsrailoğullarından bazıları 40 gün sonra tekrar puta tapmaya başlamadılar mı? Bunlar sahabe hükmündeki insanlar değil miydi? Sonra da........
