menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Faturanın İçinde Saklanan Adaletsizlik

6 0
24.03.2026

Dün gece elimde bir su faturasıyla oturdum.

Ne Kordon’daydım ne Alsancak’ta… ama içimde aynı koku vardı:
Adaletsizliğin kokusu.

Bir rakam gözüme takıldı: 0,42.

Küçük, masum, sıradan bir sayı gibi duruyordu.
Ama biraz kazıyınca… altında koca bir çarpıklık çıktı.

Kendime sordum:
Bir sayı insanın cebinden 500 lira çalabilir mi?
Ya da daha sert sorayım…
Bir sistem, bir rakamın arkasına saklanabilir mi?

Bursa Nilüfer’de bir vatandaş bunu fark etti.
Peki ya fark etmeyen yüz binlerce kişi?

Görünen su, görünmeyen hesap

Fatura açık.
Sayaç açık.
Rakamlar ortada.

1052’den 1070’e çıkmış.
Yani 18 metreküp tüketim.

Tarih aralığı?
33 gün.

Peki o meşhur “günlük ortalama”?
0,42.

Şimdi duralım.

18’i 33’e böldüğünüzde sonuç ne?
0,545.

Peki bu 0,42 nereden çıktı?

İşte mesele tam burada başlıyor.

Bu fark küçük değil.
Bu fark, matematik hatası değil… güven kırılması

 

Sayıların dili yalan söylemez… ama kullanan söyler

Bir ihtimal var.

O 0,42 doğruysa…
Bu fatura 33 gün değil, yaklaşık 43 gün üzerinden hesaplanmış demektir.

Yani ortada görünmeyen bir 10 gün var.

Peki bu 10 gün nerede?

Sayaç mı okunmadı?
Sistem mi kaydırdı?
Yoksa kimse sormasın diye mi buharlaştı?

Kendime yine sordum:
Bu ülkede sorun hatalar mı, yoksa hataların normalleşmesi mi?

 

Asıl mesele: Kademe oyunu

Şimdi işin en kritik yerine gelelim.

Bu sadece bir ortalama meselesi değil.
Bu bir kademe meselesi.

Çünkü sistem şöyle çalışıyor:

13 metreküpe kadar → ucuz Sonrası → pahalı

Eğer gerçek ortalama dikkate alınsaydı…
Bu vatandaş 12,6 metreküpte kalacaktı.

Yani?
Hiçbir zaman pahalı tarifeye geçmeyecekti.

Ama ne oldu?

18 metreküp üzerinden hesaplandı.
Ve sistem dedi ki:
“Geçmiş olsun, artık ikinci kademedesin.”

Sonuç?

522 TL fark.

Bir kalem oynuyor…
Bir sınır aşılıyor…
Bir vatandaş daha fazla ödüyor

İroni tam burada başlıyor

İşin en acı tarafı ne biliyor musunuz?

Su aynı su.

Musluk aynı musluk.

Ama fiyat değişiyor.

Neye göre?

Bir hesap satırına göre.

Yani sistem diyor ki:
“Gerçek değil, hesap önemli.”

Bu yüzden diyorum:

Bu sadece bir fatura değil… bu bir vicdan testi.

Mevlana ne diyordu?“Adalet bir şeyi yerli yerine koymaktır.”

Peki burada ne yerinde?

Rakamlar mı?
Hesap mı?
Yoksa sessizlik mi?

Sessiz kalan kim?

Vatandaş mı?

Kurum mu?

Yoksa biz mi?

Çünkü en tehlikelisi şu:
Alışmak.

“Olur böyle şeyler” demek.
“Boşver” demek.
“Zaten herkes ödüyor” demek.

İşte çürüme tam burada başlıyor.

Peki çözüm ne?

Net konuşalım.

Kısa vadede:

Tüm faturalarda gün sayısı ve ortalama hesap açıkça gösterilmeli Sayaç okuma tarihleri şeffaf yayınlanmalı Vatandaş için online hesaplama doğrulama sistemi kurulmalı

Uzun vadede:

Kademeli tarife sistemi bağımsız denetime açılmalı Her faturaya hesap şeffaflık kodu eklenmeli Belediyeler “açıklama yapmak zorunda” olmalı

Çünkü mesele sadece para değil.

Mesele güven.

Bugün Bursa’da bir fatura konuşuluyor.

Yarın İzmir’de…
Öbür gün başka bir şehirde.

Ama asıl soru değişmiyor:

Bir vatandaş kendi faturasına güvenemiyorsa… neye güvenecek?

Artık mesele su değil.

Artık mesele şu:

Biz bu sistemin müşterisi miyiz… yoksa mağduru mu?

Ve en önemlisi…

Sen, bir sonraki faturanda gerçekten neye bakacaksın?

 

 

 


© Haber Gündemim