menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeter ki planlar kâğıtta kalmasın..

1 0
yesterday

Samsun…  Cumhuriyet’in doğduğu kıyı, bir milletin yeniden ayağa kalktığı ilk adım. Bu şehir üzerinde sadece Karadeniz’in rüzgârı değil, tarihin sorumluluğu da eser. O sorumluluk bir zamanlar üretmek, paylaşmak, dayanışmak anlamına gelirdi. Bugün ise geçmişle bugün arasındaki fark, sadece mimaride değil; zihniyette, hayatın ruhunda.  

Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde Samsun’un kalbi tütünle atıyordu. 1925’lerden sonra tütün üretiminde ülkenin öncü illerinden biriydi; her ev bir üretim yuvasıydı. Kadın-erkek aynı emeğin parçasıydı; kadınlar tarlada, erkekler fabrikada, çocuklar tütün kokusuyla büyüyordu. Fabrikaların bacaları tütüyor, ürün sadece Samsun’u değil, ülkenin ekonomisini besliyordu. 1950’lere gelindiğinde kentte sanayi üretimi oranı Karadeniz ortalamasının iki katına çıkmıştı. Üretim ve ticaretin omurgası yerli iş gücüydü.  

O yıllarda sosyal hayat da bu üretkenliğin aynasıydı. Halk evlerinde tiyatrolar, halk dansları, müzik etkinlikleri düzenlenirdi. Cumhuriyetin yenilikleri en hızlı Samsun’da benimsendi; kadınlar fabrika işçisi, öğretmen, sağlıkçı olarak yaşamın merkezindeydi. Şehrin sahilinde kurulan Türkiye’nin ikinci büyük fuarı, sadece ticaret değil kültürün de şöleniydi. O fuar, modernleşme ruhunun vitrinine dönüşmüştü.  

Bugüne geldiğimizde tablo değişti. 2020’lerde Samsun Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 1,4’ünü oluşturmasına rağmen, sanayi üretiminde payı yüzde 0,8 seviyelerine kadar düştü. Tütün üretimi neredeyse sıfırlandı. Tarım gelirleri son 30 yılda reel anlamda yarı yarıya azaldı. Liman büyüdü, serbest bölgeler kuruldu, ama yerel halkın bu ticaretten aldığı pay yüzde 10’un altında kaldı. Yani üretim dışarıdan geldi, kazanç dışarıya gitti.  

Kültürel hayatta da aynı gerileme hissediliyor. 1960’larda Samsun’da 7 tiyatro topluluğu, 5 sinema salonu varken; bugün aktif sahne sayısı iki elin parmağını geçmiyor. Fuar kapanalı neredeyse çeyrek asır oluyor. Mahalle takımları, halk koroları, folklor ekipleri bir zamanlar bu şehrin sosyal belleğiydi; şimdi yerlerini alışveriş merkezlerindeki tekdüze kalabalıklar aldı.  

O eski Samsun, çalışkanlığı kadar üretim kültürüyle, dayanışmasıyla, sosyalliğiyle güçlüydü. Şimdikinin sorunu yalnız ekonomik değil, kültürel de. İnsan kendi emeğinin sonucunu göremezse bir süre sonra şehre de yabancılaşır. Gençler iş bulmak için gidiyor, yaşlılar hatıralarında kalıyor; şehir ise sadece betonla büyüyor.  

Ama hâlâ bir çıkış var. Samsun’un nüfusunun yüzde 60’ı hâlâ kırsalla bağını koparmamış. Bu, yeniden bir üretim kültürü inşa etmek için önemli bir temel. Üniversiteleri, limanı, tarım alanları ve deniziyle Samsun hâlâ hem sanayi hem turizm hem de kültür merkezi olabilir. Yeter ki planlar kâğıtta kalmasın, halkın emeğiyle birleşsin.  

Cumhuriyet’in ilk döneminde Samsun, ülkenin kalkınma hikâyesinin başlangıcıydı. Bugün yeniden aynı ruhu bulmak zorundayız. Çünkü bu şehir, kurtuluşun ilk adımını atmış bir şehir; yeniden doğuşun da öncüsü olabilir.  

Yeter ki o ilk günkü heyecanı, üretme arzusunu ve ortak duyguyu hatırlayalım.  

Samsun, sadece geçmişin hatırası değil; doğru yönü bulursa geleceğin umudu da olabilir.


© Haber Expres Gazetesi