İKİ ZAMAN ARASINDA: BİZ NEDEN BOŞANIYORUZ?
"Kelimeler, karanlığı dağıtan birer meşaledir."
Elazığ’ın köklü çınarı, hakikatin sönmeyen ocağı ve şehrin gür sesi olan Günışığı Gazetesi ailesine katılmanın heyecanını yaşıyorum.
Bundan böyle her Pazartesi, edebiyatın zarif dokunuşlarından, vatan, insan ve hayata dair biriktirdiğim ne varsa bu kıymetli sütunlarda yankılanacak.
Şehrin ufkunda yeni bir sabahı, yeni tümcelerle karşılamak için sözleşelim.
Gönül köprülerimizi kurmak dileğiyle...
Yarın ve her Pazartesi günü Günışığı’nda buluşalım.
Bu güçlü çatının altında, kalemimin mürekkebini sizlerle paylaşacak olmanın sorumluluğuyla; ilk yazımda merceğimi toplumun çekirdeği olan 'aile'ye ve modern zamanın bu kalesinde çatlayan surlara tutmak istedim.
İki Zamanın Arasında: Biz Neden Boşanıyoruz?
Boşanma, bugün sadece bir imzanın feshi değil; sosyologların ve psikologların merceğine takılan, üzerinde derinlemesine çalışılması gereken toplumsal bir kırılmadır.
Şahsi kanaatim odur ki; eğer bu mesele doğru analiz edilir ve sağlıklı iyileştirme programları hayata geçirilirse, sadece dağılan yuvalar kurtulmayacak, toplumun en karanlık yarası olan kadın cinayetleri de nihayet son bulacaktır.
Peki, sahi neden yürümüyor bu evlilikler?
Neden annelerimizin on yıllarca ayakta tuttuğu o "sabır kaleleri" bizim başımıza yıkılıyor?
Annelerimiz aile yönetimi konusunda bizden daha mı mahirdi, yoksa biz kadın olarak bir yerlerde bir şeyleri eksik mi bırakıyoruz?
Bu soruların her biri, modern zamanın neşter vurulması gereken birer vakalarıdır.
Aslında tüm bu karmaşanın kalbinde, son günlerde duyduğum ve zihnime mıh gibi çakılan o çarpıcı gerçek yatıyor: "Erkekler babaları gibi yaşamak istiyor; kadınlar ise asla anneleri gibi yaşamak istemiyor."
İşte kopuş tam bu eşikte başlıyor.
Erkek, evinde babasının gördüğü o mutlak konforu ve sorgulanmayan otoriteyi ararken; kadın, annesinin sustuğu yerden konuşmak, onun boyun eğdiği yerden doğrulmak istiyor.
Bir taraf mazinin gölgesine sığınmaya çalışırken, diğer taraf geleceğin ışığına yürümeye çabalıyor.
İki farklı zaman diliminin aynı çatı altında verdiği bu amansız savaş, ne yazık ki modern evliliklerin enkazını oluşturuyor.
Eğer bu kültürel makası kapatamaz, geçmişin hatırasıyla geleceğin hürriyetini ortak bir "biz" dilinde buluşturamazsak; daha çok hayatlar, bu zaman tünelinde kaybolup gidecek.
Şimdi kendimize dürüstçe sorma vaktidir: Biz gerçekten bir "eş" mi arıyoruz, yoksa sadece kendi çocukluğumuzun rollerini oynayacağımız bir "sahne" mi?
