menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Taşı Altına Çeviren Sır

16 0
28.07.2026

Diyelim ki uzun zamandır tanıdığınız iki arkadaşınız var. Bunlardan biri son zamanlarda size bir hediye alıyor. İltifatlar ediyor, övgüler yağdırıyor. Sürekli arayıp hâlinizi hatırınızı soruyor. İlk başta kendinizi değerli hissediyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz ki bütün bunlar, birkaç gün sonra sizden isteyeceği bir iyilik için hazırlanmış bir zeminmiş. O anda hediyenin de iltifatların da gözünüzdeki anlamı değişmez mi?

Diğeri ise sizi ne pohpohlar ne de sürekli arayıp sorar. Belki aylarca görüşmezsiniz. Ama size değer verir; zor gününüzde ilk kapınızı çalan odur. Bunu yaparken de sizden ne bir karşılık bekler ne de makamınıza, mevkinize ya da imkânlarınıza göre davranır.

Sizce de bu iki insan arasında büyük bir fark yok mudur? İlk bakışta ikisi de size değer veriyor gibi görünür. Oysa onları birbirinden ayıran, yaptıkları değil; o davranışların ardındaki niyettir.

Niyet, davranışın görünmeyen yüzüdür. İnsanlar yaptığımız davranışın zahirini görür; fakat o davranışın ardındaki niyeti yalnızca biz ve Allah biliriz.

Aynı davranış, farklı niyetlerle birbirine tamamen zıt anlamlar kazanabilir.

Mesela ilk kez girdiğiniz bir ortamda son derece nazik ve kibar davrandınız. Bunu gerçekten karakterinizin bir parçası olduğu için mi yaptınız? Yoksa insanlar, "Ne kadar kibar biri." desinler diye mi?

Ya da sosyal medyada ihtiyaç sahibi birine yardım ettiniz ve bunu paylaştınız. Amacınız gerçekten bir yarayı sarmak mıydı? Yoksa daha fazla beğeni almak ve takdir görmek mi?

Bu örnekler elbette çoğaltılabilir. Ancak hepsinin ortak bir noktası vardır:........

© Günışığı Gazetesi