EDEP, GÖRGÜ VE NEZAKET KAYBOLURSA...
Malum, yaz sıcakları kendini iyiden iyiye hissettiriyor. Geceleri evin içi bunaltıcı olduğu için ben de son birkaç gecedir balkonda uyuyorum. Dün gece de serinliğin verdiği rahatlıkla uykuya dalmaya çalışıyordum. Gece yarısını çoktan geçmişti. Balkonda ya da odasında uyumaya çalışan onlarca insanı hiç düşünmeden, cep telefonundan gecenin ilerleyen saatlerine kadar dizi izleyip yüksek sesle müzik dinleyen birilerinin çıkardığı gürültüyü saymazsak mahalle nihayet sessizliğe bürünmüştü.
Tam gözlerim kapanacakken bu kez sokaktan son ses müzik açmış bir otomobil geçti. Gecenin huzurunu birkaç saniyede paramparça eden araç uzaklaşıp sesi yavaş yavaş kaybolurken, bir bebek ağlaması yükseldi.
Kim bilir... Belki o bebek hastaydı ve saatler süren uğraşların ardından ancak uyuyabilmişti. Belki annesi ya da babası saatlerce başında beklemekten tükenmişti. Belki de başka bir evde hasta bir yaşlı vardı ya da sabah erkenden işe gitmek zorunda olan biri nihayet gözlerini kapatabilmişti.
Bir insanın birkaç dakikalık umursamazlığının, hiç tanımadığı onlarca kişinin huzurunu nasıl bir anda elinden alabildiğini düşündüm. İşte tam da o anda aklıma, her geçen gün biraz daha unuttuğumuz üç kelime geldi: edep, görgü ve nezaket.
Aslında çoğumuz kötü insanlar değiliz. Fakat bazen kendi yaptığımız davranışların başkalarının hayatına nasıl dokunduğunu hesap etmiyoruz. Oysa insanı medeni yapan şey yalnızca haklarını bilmesi değil, başkalarının hakkına da riayet etmesidir.
Bugün ne yazık ki edep, görgü ve nezaket, eski kitaplarda kalan birkaç güzel kelime gibi görülmeye başlandı. Hâlbuki bunlar bir toplumun birlikte huzur içinde yaşayabilmesinin en temel kurallarıdır.
Medeniyet sadece geniş caddeler, gösterişli binalar, son model otomobiller yapmak değildir. Gerçek medeniyet; kimseyi rahatsız etmeden........
