ÖNLEYİCİ AHLAKİ LİSANS TUZAĞI
Savaşların en kanlı cephesi bildiğimiz yerdedir. En tehlikelisi ise dilde açılır. Çünkü dilde kazanılan meşruiyet, cephedeki şiddeti sıradanlaştırır, hatta kutsallaştırır.
“Her türlü saldırı meşrudur” cümlesiyle başlamaz bu süreç. Çok daha inceliklidir. Önce bir tehdit anlatısı kurulur. Sonra bu tehdit, varoluşsal bir tehlike olarak tanımlanır. Nihayetinde şiddet, bir tercih olmaktan çıkarılıp ahlaki bir zorunluluk kılıfına sokulur.
Bu mekanizmanın adına “önleyici ahlaki lisans” diyebiliriz. Peki nasıl işler?
Üç Adımda Meşru Şiddet İnşası
Birinci adım, şiddeti savunma olarak çerçevelemektir. “Biz saldırmıyoruz, kendimizi koruyoruz” söylemi, saldırganla mağdurun yerini değiştirir. Bu dil o kadar güçlüdür ki, savaş uçakları bombalarını bırakırken bile operasyon “savunma amaçlı” ilan edilebilir.
İkinci adım daha sinsidir: Karşı tarafın eylemleri değil, varlığı tehdit ilan edilir. Henüz yapılmamış bir hamle, yapılmış gibi varsayılır. Bir ülkenin silahlanması, bir topluluğun demografik yapısı, bir ideolojinin yükselişi – hepsi “potansiyel tehlike” etiketiyle fiilleştirilir. Gelecekte işlenmesi muhtemel bir suç için bugünden ceza kesmek gibidir bu.
Üçüncü adım ise eşiğin tamamen aşılmasıdır. Artık karşı tarafın ne yaptığı değil, kim olduğu önemlidir. Kimlik, başlı başına bir güvenlik riski olarak kodlanır. Düşman,........
