RENCȊDE OLUR DȊDE-İ HUFFÂŞ ZİYÂDAN
“Gençlik nereye gidiyor” sorusunu kime sorarsanız sorun, alacağınız cevap, iyiye gitmiyor olacaktır.
Zira teknoloji bağımlılığı had safhada, uyuşturucu bağımlılığı ta ortaokul çocuklarına sirayet etmiş, suça karışma oranı, akran zorbalığı hayli artmış.
İman ve ibadet, milli ve manevi değerlere bağlılık her geçen gün azalıyor. Deizm, inançsızlık, ateizm ise yayılıyor.
Tüm bu vahim durumu gören ve çocuklarımıza, gençlerimize, milli ve manevi değerleri kazandırmakla görevli Milli Eğitim Bakanlığı okullara, önce Çanakkale Zaferi’nin önemi, ikinci yarıyıl başında bayrak, şimdi de Ramazan etkinlikleri, merhamet, kardeşlik, yardımlaşma, dayanışma, insanlara saygı gibi değerlerimizi konu alan bir genelge gönderdi.
İsmi “Milli” olan Bakanlık gerekeni yapıyor. Fakat ülkemizde, İslam’dan rahatsız olan azgın laikçiler, her hayırlı hizmete karşı, milletimizin inancını ve milli değerlerini aşağılayan bildiri yayınlamayı adet haline getirdiler.
Gündemde laiklik yok. Ancak azgın laikçiler, aşırıl solcular, demokrat maskeli despotlar, LGBT, cinsiyetsizlik destekçileri, bu hayırlı hizmete karşı da hakaret ve saçmalıklarla dolu bir bildiri yayınladılar.
Maalesef bu bildiriyi imzalayanların 45’i akademisyen. Gazetecileri, sözde sanatçıları geçtim de bu akademisyenler, bu kadar gerçeklerden kopuk, bu kadar saçma bir bildiriyi nasıl imzaladılar?
Onlara sorum şu: Bu, akademik çalışmalarınızın eseri mi, yoksa söz konusu İslam olunca, yalan ve her yol mubah mı oluyor?
Bildiride “Türkiye gerici-şeriatçı bir kuşatma altında” deniliyor. Kim ve neye göre gerici? Bir kıstas var mı? Hayır. Kendileri gibi düşünmeyen, Batılı efendilerinin hayat tarzını benimsemeyen herkes gericidir. Kafa bu. Böyle bir kafa ilerici değil, olsa olsa ilkeldir ve çağdışıdır.
Yahu kıvırmayın, mert olun mert! Biz İslam’a karşıyız. İslam’a tahammülümüz yok. Konu İslam karşıtlığıysa, demokrasiyi çiğner, darbelere alkış tutar, postal öperiz deyin. Zaten böyle biliniyorsunuz.
“Laikliği savunmak suç değil”. Suç diyen mi var? İşte savunuyorsunuz hem de kafanızdaki jakoben, İslam düşmanı laikçiliği.
“Şeriatçı dayatmayı reddediyoruz. Karanlığa teslim olmayacağız” diyorsunuz. Size dayatılan bir şey yok. Karışan yok. İstediğiniz gibi yaşıyorsunuz. Fakat korkak olduğunuz için İslam’ı reddediyoruz diyemiyorsunuz. Kelime oyunlarıyla milleti kandırdığınızı sanıyorsunuz ama millet sizin İslam düşmanı olduğunuzu biliyor.
Karanlıktan kastınız İslam olduğu gayet açık. Ancak karanlık kafanızda ve tuttuğunuz yol karanlıktır. Çünkü İslam’ın bizzat kendisi aydınlıktır. Ortaçağı ise her yönüyle aydınlıktır. Birazcık tarih okuyan bunu bilir. İsterseniz bu konuyu, bir de efendilerinize, müsteşriklere (oryantalistlere) sorun.
Sizin laik olmaya çalıştığınız Batı’nı Ortaçağı ise kapkaranlıktır. Zaten Batı’nın tarihi, giyotin, sömürü, soykırım, katliam, hukuksuzluk ve ahlaksızlıkla doludur. Bunu bilmiyorsanız cahilsiniz, yok biliyor da gizliyorsanız, varın ne olduğunuzu siz söyleyin.
Siz, eksik, yetersiz, cahil, çapsız ve karanlık zihniyetli olduğunuz için İslam nuruna tahammül edemiyorsunuz. Ziya Paşa’nın şu beyti size cuk oturur:
Erbâb-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar/Rencîde olur dîde-i huffâş ziyâdan
“Yarasanın gözü ışıktan rahatsız olduğu gibi, olgun olmayan kişiler de fazilet sahibi kişileri çekemez, onlardan rahatsız olurlar”. 25.02.2026
