KURTULUŞUN YOK, YIKILACAKSIN!
Zulüm asla payidar olmaz. Tarih buna şahittir. Zira bu, sünnetullaha (kâinat kanunlarına) aykırıdır.
Haydut Amerika’nın desteğiyle terörist İsrail’in zulmü zirve yaptı. Her zirveden sonra inhitat (çöküş) başlar.
Amerika’nın zevali belki biraz daha gecikir ama İsrail’in asla. Çünkü son sürat üçüncü helake doğru koşuyorlar.
İsra Suresi’nin 4-7. ayetleri onların birinci ve ikinci helaklerinden bahseder. 8. ayet ise gelecekteki cezalandırılmalarına işaret eder. Şöyle ki:
“Eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de (cezaya) döneriz”.
Şimdi sıra bu üçüncü cezada. Çünkü onlar eski durumlarına döndüler.
Zaten İsrailli emekli Tümgeneral Yitzhak Brik, İsrail'de yayımlanan Maariv gazetesi için "İsrail yıkıma doğru gidiyor ve onu kurtarmanın tek bir yolu var" başlığıyla kaleme aldığı makalesinde özetle; İsrail'in içten yaşadığı parçalanma ve dış dünyadaki nefretin etkisiyle 100. yılına varmadan yıkılacağı uyarısında bulundu.
Makalede, geleceğe dair düşündüğünde kendisine, "İsrail Devleti 100 yılı aşabilecek mi?" sorusunu sorduğunu vurgulayarak şunları söylüyor:
“On yıllar boyunca İsrail, içeriden parçalanmış bir devlete dönüştü. Kesimler arasında, sağ-sol arasında, Yahudiler ile Araplar arasında derin bir nefret var. Bu, devletin her parçasına nüfuz ediyor ve mahvediyor.”
Ayrıca İsrail'in içten yaşadığı parçalanma ve dış dünyadaki nefretin etkisiyle 100. yılına varmadan yıkılacağı uyarısında bulunuyor.
Bünyamin Netanyahu'yu ise, "kendi siyasi çıkarını halkın yararına tercih eden ve yönetimini de kısa vadeli düşünen ve yolunu kaybetmiş" olarak nitelendiriyor.
İsrail'in dışarıdaki imajına da değinen Brik, "İsrail'in son yıllarda dünya nezdinde tiksinti ve nefret uyandıran bir devlet haline geldiğini; bu nedenle çok sayıda vatandaşının başka ülkelere göç etmeyi seçtiğini" aktarıyor.
Hakikat bu. Ancak Allah Teâlâ bu cezalandırmayı kimin eliyle yapacak, bilmiyoruz. Zira Müslüman ülkelerin çoğunun gündeminde savunma sanayi yok. Savunmalarını, emperyalist ülkelerle onlardan aldığı ve işlev bakımından ikinci, üçüncü sıradaki silah ve teçhizata bağlamışlar.
Türkiye ve Pakistan’da bir ilerleme var ama yeterli değil. Çünkü bu emperyalist azgınlar, silah teknolojisinde hayli ilerdeler.
Bu nedenle onları takiple değil, alternatif silahlar geliştirerek onlardan daha iyi olmalıyız. Bugün Türkiye’nin öncü olduğu ve dünyada savaş konseptini (kavramını) değiştirdiği insansız hava araçları tam da kast ettiğim durumdur.
Ayrıca Merhum Erbakan Hoca da şu hedefe işaret ediyor: “Biz onların attığı füzeleri havada iken kontrole alıp geldiği yere göndermek için çalışmalıyız. Bu olabilir mi? Elbette mümkündür”.
Mesela bu teknoloji üzerinde çalışılmalıdır. Çünkü Erbakan Hoca, planlamasını yapmadığı bir şeyden bahsetmez, laf olsun diye konuşmazdı.
Eğer biz, insansız hava araçlarında önde olduğumuz gibi savunma sanayiinde önde olursak, hem kendimizi ve hem de dostlarımızı korumuş, terörist İsrail gibi zalimlerin zulmüne de son vermiş oluruz. 04.03.2026
