Okullardaki şiddet, sadece güvenlik meselesi değil
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde yaşanan saldırıyla sarsılmıştık. Henüz 19 yaşındaki bir genç, pompalı tüfeğini alıp eski okuluna giderek bir katliam girişiminde bulunmuş, birçok insanı yaraladıktan sonra kendi yaşamına son vermişti. Bu ağır olayın etkisi dinmeden, ertesi gün Kahramanmaraş’tan daha korkunç bir haber bile değişti Türkiye gündemi.
Bu kez 14 yaşında bir çocuk, babasına ait silahları alarak okuluna gitti. İki sınıfı taradı, bir öğretmen ve öğrencilerin de aralarında bulunduğu 9 kişiyi öldürdü, çok sayıda kişiyi yaraladı ve ardından intihar etti.
Bu iki olay, yalnızca bireysel trajediler değil, toplum olarak içinde bulunduğumuz derin bir krizin yansımasıdır. Ölen de öldüren de çocuk…
Geride kalan aileler için ise tarifsiz bir acı. Türkiye’de öğretmene saldıran, doktora şiddet uygulayan haberler artık neredeyse sıradanlaştı. ‘Akran zorbalığı’ artık sıradan bir vaka haline gelmiş durumda. Çocukların kendi aralarında ‘meydan okuma ve korkutma’ halinin neredeyse normalleştirmesi, tehlikenin boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Kadına yönelik şiddetin ulaştığı noktayı da bu tablonun dışında düşünmek mümkün değil.
Okul önlerine polis koymak bir ölçüde caydırıcı olabilir mi? Evet. Silaha erişimin zorlaştırılması önemli mi? Kesinlikle evet. Ancak bu tür önlemler,........
