Elli yılın ardından: Kürt annelerine kim hesap verecek?
Bazen insanın öfkesi tükenir, geriye yalnızca derin bir kırgınlık kalır. Ben bugün tam da böyle bir yerde duruyorum. Halkın Yıllarca inandığı uğruna gençlerimizin hayatını kaybettiği, annelerin evlatlarını, ailelerin çocuklarını, insanların malını ve canını geride bırakarak peşinden gittiği bir mücadelenin bugün geldiği noktayı anlamakta zorlanıyorum.
Hayatımda ilk kez Kürt olmaktan yorulduğumu hissediyorum. Çünkü elli yıla yaklaşan bu ağır bedelin karşılığının bundan ibaret olmaması gerektiğine inanıyorum. Bir zamanlar dağlara çıkan gençlere büyük idealler anlatıldı. Onlardan hayatlarını davaya adamaları istendi. Kimi çocuk yaşta, kimi daha hayatının baharında bu yola sürüklendi. Birçoğu geri dönmedi. Kimilerinin cenazesi geldi, kimilerinin mezarı bile olmadı. Ve geride anneler kaldı. O anneler yıllarca bir kapı sesine kulak verdi. Bir telefon bekledi. Bir mezar taşı bekledi. Evladının nerede öldüğünü, nasıl öldüğünü öğrenemeden yaşlanan anneler oldu.
Cenazesi olmayan bir annenin yasını hangi kelime anlatabilir? İşte bugün siyasi hesapların, anlaşmaların ve yeni söylemlerin arasında en fazla unutulmasından korktuğum insanlar onlardır. Bir liderin sorumluluğu Abdullah Öcalan, Kürt siyasi hareketinin son yarım yüzyılına damgasını vurmuş en önemli aktörlerden biridir. Bu nedenle onun aldığı kararlar ve yarattığı sonuçlar hakkında konuşmak yalnızca siyasi bir tercih değil, aynı zamanda tarihsel bir sorumluluktur.
Geçmişte örgüt içinde “ihanet”, “ajanlık” ya da........
