menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Telefon ve sansür demişken

22 0
22.01.2026

Diğerleri gibi bundan da emin değildi. Belki sevgiden değil algısal bir ilişkiydi. Ve belki algılanmaya, gerçeklikten kopmaya ihtiyacı vardı. Mesele bu ihtiyacı kimin ya da kimlerin, hangi koşullarda belirlediğiydi.

Sonuçta telefon dediğin her fırsatta dokunduğu,kah sıkıldığı kah rahatladığı, her durumda zamanı aştığı zorunlu bir arkadaşıydı. Onu televizyondan ve kahve dedikodularından kurtarmakgibi hayırlı bir tarafıda vardı.

Telefon ile ilk olarak ilkokulda hocası tarafından tanıştırılmıştı. Hocası telefonla tanıştırma eğitimi diye onları müdürün odasına almıştı. Kablolu, bir tarafı kulağında, diğer tarafı ağzında bu alet ile yüzünü görmediği bir insan ona ‘Alo’ demişti.

ElonîneHûsHûs!’ demişti karşısında tanımadığı kişiye.

Öfkeli ve her daim hazır ve oldukça sert vuran cetveliylehocası ona,

Telefonda sadece Türkçe konuşulur!’ diyecetveliyle küçük bir terbiyeye girişmişti. Böylece okulun ve hükümet konağının yanında bir de telefonda anadiliyle konuşamaması gerektiğini öğreniyordu. Hem terbiye kuralları işliyordu, hem de Türkçeyi o yaşta iyi öğrenmesi gerekiyordu.

Oysa ilk telefon konuşmasında karşıdakine, adının Ali değil Hüseyin olduğunu anlatmak istemişti. Telefonda Türkçe konuşma terbiyesi yüzünden, öğrencilik döneminde annesiyle anadilinde konuşamamıştı. Dili tutulmuş, çocukluğun yasak öğretileri devreye girmiş, Türkçe bilmeyen annesiyle konuşamamış, kendine sansür uygulamıştı.

Bu kendine sansür yüzünden, o günden sonra telefonun karşısındakileri karşı hepbirkaç adım geriden takip etmişti.

Sonra küçük metal jetonlarla konuşma döneminde aşkla tanıştı. Jetonun telefona takılabilme durumlarında çok mutlu olurdu. Her........

© Güneydoğu Ekspres