Şikâyet eden ama değişmeyen şehir insanları
‘Bu şehir yaşanmaz hale geldi, İnsanlarda saygı kalmadı, eskiden komşuluk vardı, şimdi kimse kimseyi tanımıyor.’ Son yıllarda nereye gitsek, aynı cümleleri duyarız. Herkes şehirden şikâyet ediyor.
Gürültüden, trafikten, kirlenen sokaklardan, kurallara uymayan insanlardan…
Gürültü çok, trafik çekilmez, sokaklar kirli, insanlar birbirine saygı duymuyor…
Ama çoğu zaman şu soruyu kendimize sormayı unutuyoruz:
‘Şikâyet ettiğimiz bu şehrin içinde biz neredeyiz?’
Can yakıcı ve can alıcı bir soru…
Cevabı da o derecede.
Bir apartmanda yıllardır oturup kapı komşusunun adını bilmeyen insanlar var. Merdivende karşılaşınca başını çeviren, selam vermekten kaçınan, ama sohbetlerde ‘komşuluk kalmadı’ diye iç çeken insanlar. Oysa komşuluk dediğimiz şey gökten inmez, bir kapıyı çalmakla, bir ‘iyi akşamlar’ demekle başlar. Doğru …
Şehrin gürültüsünden rahatsız olduğunu söyleyen birinin arabasına binip mahalle aralarında camları açarak son ses müzik dinlediğine de sık sık rastlıyoruz. Bir de düğün konvoyları var. Düğün biter, gelin ile damat evlerine gidecekler ama olmaz, sokağın başından, sitenin ve hatta apartmanın içine girip ses-müzik-şarkı ve zılgıtla geceyi işgal edenlere de denk gelenimiz çok. Sabahın erken saatinde ya da gece........
