ATEŞ HÂLÂ YANIYOR…
‘Bazı yazılar yazıldıkları gün için değil, unutulmadıkları için değerlidir.’ Yaklaşık 19 yıl önce, Güneydoğu Ekspres Gazetesi'ndeki köşemde aynı başlıkla bir yazı kaleme almıştım;‘Ateş Hâlâ Yanıyor.’ Aradan yıllar geçti. O yazının tamamı bugün elimde değil. Gazetenin değişen arşivleri arasında kaybolup gitti. Ama o yazıyı yazdıran acı da, vicdan da kaybolmadı.
Bugün aynı başlığı yeniden yazarken, hafızamda yine aynı isimler beliriyor.
Onlar yalnızca bir inancın, bir düşüncenin ya da belli bir kesimin insanları değildi. Onlar bu ülkenin ortak hafızası, ortak kültürü ve ortak değerleriydi. Kimi sazıyla Anadolu'yu anlattı, kimi şiiriyle insanın yüreğine dokundu, kimi ömrünü kitaba ve düşünceye adadı.
Ne yazık ki bugün onları anarken önce eserlerini değil, acıyla yarım kalan hayatlarını hatırlıyoruz.
YANAN SADECE BİR OTEL DEĞİLDİ
2 Temmuz 1993'te yaşanan acı, Türkiye'nin hafızasında silinmeyen yaralardan biri olarak kaldı.
O gün yanan yalnızca bir otel değildi.
Birlikte yaşama kültürümüz yara aldı.
Vicdanımız yara aldı.
İnsanlığımız yara aldı.
Acılar arasında ayrım yapılmaz. Bir annenin gözyaşı hangi inançtan, hangi mezhepten ya da hangi etnik kökenden olursa olsun........
