Enkazı görmeden hiçbir şey değişmez
Çok iyi işleyen bir fabrikada binlerce ürün üretilir. İçlerinden birkaç tanesi hatalı çıkabilir. Bu durum olağandır; sistem genelde sağlıklıdır, hata istisnadır. Ama fabrikanın kendisi bozulmuşsa tablo tamamen değişir. Artık mesele “kaç ürün hatalı” değildir.
. Mesele, hatasız üretimin mümkün olup olmadığıdır. Banttan çıkan her ürün, az ya da çok aynı bozulmayı taşır. Birinde ölçü sapar, diğerinde denge kayar, bir başkasında görünmeyen bir kusur sessizce çoğalır. Dışarıdan bakıldığında üretim devam eder; içeriden bakıldığında ise artık “sağlıklı üretim” yoktur.
İnsan zihni çoğu zaman bu ikinci düzleme yerleşir. İnsan, yaşadığı her sorunu dışarıda konumlandırır. Bir tartışmada karşı tarafı hatalı görür, bir sistemde otoriteyi suçlar, bir toplumda düzeni yargılar, bir geçmişte nedenler arar. Her yeni düşünce, kendinden öncekini geçersiz ilan eder. Herkes kendi konumunu daha berrak, daha doğru, daha haklı kabul eder. Ve burada fark edilmeden aynı döngü başlar: Aynı zihnin ürettiği yargılar, birbirini mahkûm eder.
Bir su kaynağını düşün. Akış ne kadar temiz görünürse görünsün,........
