Durduğun yer kadar
İnsan olmak, hiçbir şeyi ispatlamaya çalışmadan var olabilmektir; çünkü varlık, kendini açıklamak zorunda değildir. Sen varsın ve oradasın. Bu kadar. Ne eksik ne fazla. Ancak insan bu yalınlığı taşıyamadığında, onun üzerine anlamlar, roller, hedefler ve kimlikler inşa etmeye başlar. İşte tam o anda, varlık bir yük hâline gelir.
Masal, bu yükle yaşamayı öğrenmişti. Ne zaman duracak olsa, içinden bir ses onu yeniden harekete çağırıyor, sanki durmak kaybolmakla eş anlamlıymış gibi bir his bırakıyordu. Oysa kaybolan şey durmak değil, durmamaktı.
İspatın Sessiz Baskısı
Masal kimseye açıkça bir şey kanıtlamaya çalışmıyordu; böyle hissediyordu, yine de her davranışının arkasında görünmeyen bir gerekçe vardı. Daha doğru görünmek, daha yerinde durmak, daha anlamlı bir iz bırakmak… Bu çaba ona güçlü hissettirmiyordu; aksine, sürekli bir tetikte olma hâli yaratıyordu. İspat edilmek istenen şey........
