menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Parçalanan Hafıza ve Bitmeyen Sürgün: Kürt Sorununun Çözümsüzlük Girdabı

20 0
20.07.2026

Tarih, yaşanmışlıkların düz bir çizgide akıp gittiği donuk bir nehir değildir; bazen atılmayan adımların, seçilmeyen yolların ve gerçekleşmeyen ihtimallerin ağırlığı, yaşanan gerçekliğin kendisinden daha sarsıcı olabilir. Bugün dönüp arkaya bakıldığında ve yarım asırlık bir şiddet sarmalının muhasebesi yapıldığında, zihinlerde asılı kalan en ağır soru işaretlerinden biri şudur: Eğer tarih başka türlü aksaydı, eğer bu topraklarda silahların gölgesi hiç belirmeseydi, Kürt halkının makûs talihi nasıl şekillenirdi?

Bu soru, yalnızca akademik bir karşı-olgusal analiz merakı değildir; aksine, bugün hâlâ çözümsüzlüğe mahkûm edilen, kimliği, dili ve müziği paylaşıldığı devletlerin sınırları içinde inkâr edilen bir ulusun yaşadığı trajedinin anatomisini çıkarma çabasıdır. Çünkü bugünün egemen anlatısı, yaşanan yıkımları "terörle mücadele" parantezine alarak meşrulaştırmaya çalışırken; aslında bu süreçte en büyük bedeli, topraklarından koparılan, köyleri küle dönen ve asimilasyon kıskacında kimliği unutturulmak istenen milyonlarca Kürt ödemiştir.

Kadim Topraklardan Metropol Çeperlerine: Zorunlu Göç ve Kültürel Kırım. Eğer bu yıkıcı süreç yaşanmasaydı, muhtemelen dört binden fazla Kürt köyü haritadan silinmeyecek, asırlık çınarların gölgesindeki yaşam alanları birer askeri karakola ya da terk edilmiş viranelere dönmeyecekti. Milyonlarca insan, doğduğu, büyüdüğü, atalarının mezarlarının bulunduğu topraklarda kalacak; kendi habitatında, kendi üretim ilişkileri içinde varlığını sürdürecekti.

Zorunlu göç dalgası, sadece coğrafi bir yer değiştirme........

© Güneydoğu Ekspres