Mutfakta Bir Vefa ve Gelecek Hikayesi
Eski usul reçeteleri günümüz dünyasına başarıyla entegre ederken sunduğu et sushi ve dev burger gibi yenilikçi lezzetlerle, gastronomi dünyasında ezber bozan bir duruş sergiliyor. Cüneyt Asan gibi ustalarından aldığı feyzi kendi disipliniyle harmanlayan Taşgıran ile mutfaktaki kırmızı çizgilerinden sosyal medyadaki doğal tavrına, vefa duygusundan küresel hedeflerine uzanan ilham verici bir söyleşi gerçekleştirdim. Bu lezzet dolu yolculuğun perde arkasını araladığımız röportajda, başarısının sırlarını ve Adana mutfağına kattığı yeni nesil yorumları tüm samimiyetiyle anlattı.
Tablacılıktan başlayıp bugün Adana’da "yeni nesil kebapçı" denince akla gelen ilk isimlerden biri olmanı sağlayan o kırılma noktasını nasıl tarif edersin?
Ben bu başarıyı, ustalarımdan öğrendiğim o kadim ve eski usul reçeteleri, günümüz dünyasına doğru zamanda entegre edebilmeme bağlıyorum. Yeniliklere her zaman açık olan yapımı sadece ürünlerime değil, işletme yatırımlarıma ve ekibimin gelişimine de yansıtmayı seçtim. Cüneyt Usta gibi Türkiye’de et dendiğinde akla gelen dev isimlerin yolunda, önce hayal ederek sonra kararlılıkla ilerledim. Bu süreçte sadece iyi ürün çıkarmakla kalmayıp, geleneksel alışkanlıkları modern dokunuşlarla yeniden yorumlayarak gastronomiye yön verme isteğimi hep diri tuttum. İşte bu tutku ve doğru zamanlama, markamızın bugün geldiği noktanın temel taşıdır.
Geleneksel Adana kebabının o katı kuralları ile modern steakhouse kültürünü aynı potada eritirken, Adanalıların "eski köye yeni âdet" tepkisini nasıl aştın?
Benim için en kritik konu, ne kadar yenilik yaparsak yapalım geleneksel mutfağın özüne ve o eşsiz lezzetlere sadık kalmaktır. Misafirlerimize bu kültürü en doğru haliyle anlatma sorumluluğunu her zaman omuzlarımda taşıyorum. Bizce bir mutfak, sadece ana yemekle değil, kültürün tamamını yaşattığında gerçek anlamını kazanır. Bu yüzden Atikop şubemizdeki kebap konseptimize 18 farklı geleneksel çorba çeşidi ekleyerek kültürel zenginliğimizi koruduk. İnsanları dinleyerek ve talepleri dikkatle değerlendirerek, modernleşirken özümüzden kopmadığımızı onlara hissettirdik.
Cüneyt Asan’ın "Et’in Kitabı" senin için bir başucu kaynağı; peki sen kendi kitabını yazacak olsan ilk sayfaya hangi mutfak felsefeni koyardın?
Kitabımın ilk sayfasında mutlaka orijinal reçeteleri korumanın ve onları yeni nesillere en doğru haliyle aktarmanın mesleki saygıdaki önemine yer verirdim. Etle kurduğum o bambaşka bağı, sabah kahvaltısında bile et yiyebilecek kadar büyük olan bu tutkuyu anlatırdım. Misafirlerime ikram etmenin, onları doyurmanın ve gözlerindeki mutluluğu görmenin bu mesleğin kalbi olduğunu vurgulardım. Geleneksel mutfağa sadık kalarak lezzetleri geleceğe taşıma misyonu benim en temel felsefemdir. Bu yolculukta üzerimde emeği olan tüm ustalarıma duyduğum şükran ise kitabın önsözü olurdu.
Et sushi ve dev burger gibi ezber bozan ürünlerinle festivallerde büyük ilgi gördün; bir Adanalı ustayı çiğ balık yerine bonfileyle sushi yapmaya iten o yaratıcı süreç nasıl gelişti?
Et sushi ve dev burger gibi ürünlerimizi, özellikle festivallerde dikkat çekmek ve fark yaratmak amacıyla tasarladık. Temel amacımız, etin ne kadar farklı ve yaratıcı şekillerde yorumlanabileceğini tüm dünyaya göstermekti. Burgerlerimiz ilk günden itibaren o kadar büyük bir ilgi gördü ki, zamanla festivallerin........
