menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yazarlık mı? Yorumlamaya Çalışalım…

34 8
29.01.2026

Sorum şu? Bir yazar olarak kendimin olmasa da başkalarının hikayesini güzel ve akıcı bir dille anlatabildim mi? Bana yapılanlara karşılık verebildim mi? Ailemin ve benim hayallerimi gerçekleştirebildim mi? Önüme çıkan fırsatları değerlendirebildim mi? Ya da kendim fırsat yaratmak için çaba harcadım mı? Kültürel altyapımı oluşturmak, entelektüel kimlik kazanmak için gayret sarf ettim mi? Tüm bunlara yanıt vermem zor. Ancak arka arkaya kitaplarım çıkınca imza günümde üniversiteden bir arkadaşımın bana söylediği; “Ya Neşe! Biz yaşamışız sen yazmışsın be!” sözünü duyunca ne yalan söyleyeyim mutlu olmuş, bir şeyler yaptığıma inanmıştım…

Şimdi işin arka planına bakma zamanı.

Edebiyat benim için hep bir sığınak oldu. En çok yazarak, yazacaklarımı hayal ederek mutlu olduğum bir sığınak. Son yıllarda toplum olarak içimizde yaşadıklarımızı soracak olursanız ki sormayın. Güvensiz, çalkantılı, huzursuz bir iklimde silkelenip dururken iç dünya nasıl olur ki? İçimizde asılı kalan soru işaretleri yığın yığınken, kaçışlar, yok sayışlar, debelenme, yok oluşu körüklerken iç dünya nasıl olur ki? Yine geçmişe yönelik sorgulamalar, kaçışlar, verilen ya da verilemeyen sınavlar, yanıt alınamayan sorular, huzursuzluğun ve tutarsızlığın başrolde olduğu bir ortamda iç dünya nasıl olur ki gibi sorulu cevaplar beynimize üşüşünce yazmaktan başka yol ve çare var mıdır?

Bu girişten sonra hazır yazarlık kursları başlamışken bazı şeyleri hatırlatıp, yetinmeyerek bu bir ev ödevidir demek istedim…

Tesadüflerin, tutkuların, zekânın, işe asılmanın, yaratıcılığın başrolü oynadığı alanlardan biri de yazın dünyasıdır. Bu alanda farklı ve etkileyici olmanın yolu da güncel ve yakıcı sorunları dile getirmekten geçer. Bu arada açık ve net olmak gerekirse; Sadece yazarlık kurslarına devam etmekle yazar olunabileceğini sanmıyorum. Yazıya yatkın olmak, ulusal ve evrensel dünyayı görüp tanımaya zaman ayırmak, kültürel kimlik için para harcamak, sorunlara gerçekten ilgi duymak, konuları merak etmek, olup biteni araştırmak, yüzeysel bilgilerle yetinmemek gerekir. Hatta bazen ayakları yerden kesmek gerekir ki hayaller hayata geçsin. Bazıları dert edinmese de sorunları dert edinmek gerekir ki haklılık payı artsın. Bazen olaylar karşısında bir birim öfkelenenlere karşın, bin birim öfkelenmek gerekir ki yürek soğusun…

Eğer yazı yazmaya heves ediyorsak nasıl konuşuyorsak öyle yazmalıyız ki kendimize, iç dünyamıza, ülkenin dert haritasına dair yaptığımız tüm yolculukları paylaşırken samimi, inandırıcı ve dürüst olalım. Bazen çıkışsız kapılarda, yok oluşu güvenilen bir elin açtığını, ya da birilerinin tozunun tortusunun bile o sorunu çözmeye yardım ettiğini, edeceğini unutmayalım…

Bazen doğru bildiğini söyleyip yalnız kalmakla, susup kalabalıklar arasında kaybolmak arasındaki seçimde ilkinden yana tavır almanın doğru bir yol olduğunu unutmayalım. Her kitabın bir serüven olduğunu, orada yazılanların sizi alıp bir yerlerde dolaştırdığını, bazen kendinizi ve dertlerinizi unutturup gezdirdiğini, bazen sevindirip, bazen üzdüğünü........

© Gerçek Gündem