Okurlarımın Dikkatine! Bugünkü Yazımda Geçmişle Gelecek Geçit Töreni Yapacak…
Ne zaman dara düşsek sığındığımız, hayat felsefemizin, çağdaş duruşumuzun mimarı olan Atatürk’e ve kafa patlatılarak bulduğu merhemin adı olan Cumhuriyetle hesaplaşmalara isyan ediyoruz…
“Ocak değil, mutfak yanıyor!” diyen 17 milyon emeklinin çilesine, umutsuz gençlerin biten hayallerine, artan cinayetlerin yıktığı evlere, tavan yapan kayırma, kollama ve gözetmelerin neden olduğu eşitsizliğe, ortaya bırakılan silahların, aile içi şiddetin, dikkatsizliğin, poligona götürülen çocukların, görünür olma isteği artan ergenlerin, suçu özendiren dizilerin, sağlıklı çevre ve çağdaş eğitimden uzaklaşan sistemin yarattığı korkunç sonuçlara, bin günü aşan bakanlığı sırasında neler yapıp, neler dediğini gözlemlediğimiz MEB’in neden olduklarına dur demeye çalışıyoruz…
Şahlanacaktık! Şahlandık mı? Ekonomi kanatlanıp uçacaktı! Uçtu mu? İşsizlik önlenecekti! Önlendi mi? 3 Y; Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasaklar bitecekti! Bitti mi? Keşke bunları yazacak nedenler olmasa, azalsa değil bitse diyoruz…
Yönetim kademesinin ağzından bazı yapıcı şeyleri duymak isterken kendi sesimizi duyurmak, anlaşılmak, son zamanlarda giderek artan sessiz sinyallerin, can güvenliği olmayan okulların, kitap yerine şarjör, silah sokulan derslerin, okul işi şiddetin, savunmasız öğrencilerin ve onları savunurken can veren öğretmenlerin başına gelenlerin bir daha olmaması için alınacak önlemleri görüp işitmek istiyoruz…
Sırada kırıklarla dolu eğitim karnemiz var…
Eğitimin eğitim, MEB’in MEB, sistemin sistem olduğu zamanlarda; öğrencilerinin kahramanı sayılan ve onlara rol model olan eli öpülesi cumhuriyet öğretmenlerinin geldiği ve getirildiği noktanın ardındaki nedenler görülsün istiyoruz…
“Okul var, öğretmen yok. Öğretmen var, okul yok. Her ikisi de var öğrenci yok!” gerçeğinin dikkate........
