menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devleti Gıdadan Çıkaran 5 Ekonomik Yalan

4 0
latest

Bu disiplinlerin ortaya koyduğu tezlere baktığımızda görülen şu: Piyasa bir avuç elin tekeline geçiyor, köylü toprağından oluyor, gıda fiyatları durmadan oynuyor, ülkeler stratejik olarak kırılganlaşıyor.

Devlet Gıda Üretmesin Diyenler Ne Savunuyor?

Devleti gıda üretiminden uzaklaştırmak isteyenler farklı piyasacı ekonomi akımlarından geliyor. Farklı vurguları var. Ama hepsinin vardığı yerin aynı: Gıda işletmelerini özel sermaye yönetsin, piyasa koordine etsin.

Serbest piyasacılar diyor ki: Özel sermaye fiyat sinyalleriyle kaynakları devlet bürokrasilerinden daha verimli dağıtır. Kamu gıda işletmeleri özel yatırımı engeller. Ekonomik ve siyasi güç devlet üretiminde toplanırsa bireyin özgürlüğü tehlikeye girer. Burada sofrasına et koyamayan emekçinin, emekli maaşıyla ay sonunu getiremeyen ninenin, bursla geçinen öğrencinin hangi özgürlüğünden söz ediyoruz?Düzenli piyasacılar diyor ki: Devlet rekabet çerçevesini kursun, sürdürsün ama asla üretici olarak piyasaya girmesin. Özel mülkiyet rekabetçi düzenin kurucu ilkesidir. Kamu gıda işletmeleri doğası gereği rekabeti bozar. Peki bu rekabet kimin arasında? Fiyatı belirleyen büyük şirketler arasında mı? Bu rekabetin arasında halka ne oluyor?

Devleti yönetenlerin aslında kendi çıkarları peşinde koştuğunu savunan akım diyor ki: Kamu gıda işletmeleri siyasi bağlantılı grupların rant aracı haline geliyor. Bürokratlar verimlilik değil kendi bütçelerini büyütme peşinde koşuyor. Düzenleyici kurumlar dar kesimleri kayırıyor. Özelleştirme siyasi koruma yoluyla ayakta duran batık kamu kuruluşlarını tasfiye ediyor. Halkın ortak malını yönetenler kötü yönetti diye çözüm malı satmak oluyor. Zarar eden çiftçi, işçi, ev kadını, öğrenci, kısaca sofrasına ucuz ve güvenli gıda koymak isteyen herkes.

Washington Uzlaşısı Nedir ve Türkiye’ye Ne Yaptı?

Bu akımların birbirini nasıl beslediği de görülüyor. Devletin ekonomiye hiç karışmaması gerektiğini savunan akım diyor ki: Ekonomik bilgi dağınıktır, merkezi olarak toplanamaz. Dolayısıyla devletin gıda üretmesi doğası gereği verimsizdir. Özel sermaye merkezi devlet yapılarından daha iyi iş yapar.Hukuk temelli iktisat akımı diyor ki: Mülkiyet hakları net tanımlandığında piyasa devlet müdahalesine gerek kalmadan en iyi sonuca ulaşır. Bunların hepsi aynı kapıya çıkıyor: Devleti üretimden çıkar.IMF ve Dünya Bankası’nın gelişmekte olan ülkelere dayattığı reçete ve yapısal uyum programları bu fikirleri bağlayıcı politikaya, yani hükümetlere dayatılan kurallara dönüştürdü. Doğrudan kamusal gıda ve tarımsal üretimi hedef aldı. Özelleştir, piyasayı aç, gıda desteklerini kaldır, fiyat kontrollerini kaldır dedi. Bu reçeteleri Latin Amerika’da, Sahraaltı Afrika’da, Güneydoğu Asya’da, geçiş ekonomilerinde uyguladılar. Denek olarak ilk Türkiye’de uyguladılar.

Gıdada Özelleştirmenin Faturasını Kim Ödüyor?

Anlattığım tüm bu sistemlerin hepsi parayı savunuyor. Sermaye transferini savunuyor. Halkın elindeki mülklerin mülksüzleştirme yoluyla sermayeye aktarılmasını savunuyor. Bu sistemlerin çoğu ya ekonomik krizlerle ya da artan eşitsizlik, sağlık krizleri ve toplumsal hareketlerle ağır hasar aldı. Almaya da devam ediyor.

Bu sistemler her geçen gün, liberal ekonomiyi benimseyen iktisatçılar tarafından bile savunulamaz hale geliyor. Ne yapmaları gerektiğini bilmiyorlar. Halkın sömürülmesinden başka bilimsel gerçeklikleri yok. Tek önerileri: üretimi biraz daha artırın, maliyetleri kısın, sistem dengeye otursun.

Bu çözüm dünyayı her geçen gün daha büyük bir krize sürüklüyor. Gıda üretimi artıyor ama dünya üzerindeki açlık da artıyor. Hastalık yükü artıyor. Eşitsizlik artıyor. Güvencesizlik artıyor.

Ve sömürülen insanlar, güvencesizliğin, eşitsizliğin, hastalığın, açlığın tam ortasındaki insanlar “Devlet fabrika mı işletir?” diye sorup bu sömürü düzenini kuranları savunuyor. Ne olduğunu bilmeden. Bu soruyu soranları değil, sormayı dayatanları görün. Sofranıza kimin el koyduğunu bilin.


© Gerçek Gündem