Fiyatlama davranışlarının bozulması
Son yıllarda kapıda vize uygulaması ve artan ilgiyle beraber hızla yükselerek yıllık 1,5 milyon Türk Yunanistan’ı ziyaret etti. Türkler, Yunanistan’da her yıl yaklaşık 750 milyon dolar harcıyor. Çünkü, Yunanistan ve adaları Türkiye’den çok daha ucuz.
Türkiye'de yüksek enflasyon ve maliyet artışları nedeniyle giyim, elektronik, kozmetik ve tatil gibi birçok ürün ve hizmetin fiyatı, Avrupa ve komşu ülkelerdeki fiyatların çok çok üzerine çıktı. Bu durum, vatandaşların "fiyat-kalite arbitrajı" yaparak yurt dışı alışverişe ve seyahate yönelmesine yol açtı.
Normal şartlar altında bir mal veya hizmetin fiyatı; üretim maliyetleri, tedarikçi fiyatları ve piyasadaki arz-talep dengesi gibi rasyonel parametrelere göre belirlenir.
Ancak piyasalarda güven ortamı sarsıldığında ve enflasyonist baskılar kronikleştiğinde, firmalar maliyetlerini geriye dönük değil, "ileriye dönük" bir kaygıyla fiyatlandırmaya başlar.
Bu bozulmanın en temel göstergelerinden biri, satılan bir malın yerine yenisini koyamama korkusudur. Üretici veya satıcı, sattığı ürünün yerine yenisini alırken ödeyeceği muhtemel fiyatı bugünkü maliyetinin üzerine ekler.
Bu durum, fiyat güncellemelerinin sıklığını artırır; işletmeler belirli dönemlerde (örneğin yılda bir) yaptıkları fiyat artışlarını, haftalık hatta günlük bazda yapmaya başlarlar.
Bir diğer boyut ise tüketiciler cephesinde görülmektedir.
Tüketiciler, fiyatların sürekli artacağı beklentisiyle acil ihtiyaçları olmasa dahi öne çekilmiş talep (stoklama) yaratırlar.
Bu ani talep artışı, piyasadaki arzı zorlayarak fiyatların daha da yükselmesine yol açmaktadır.
TCMB’nin metinlerinde sıklıkla vurgulandığı üzere, bu tür davranışlar dezenflasyon sürecinin kalıcılığını engelleyen en büyük yapısal risklerden........
