menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suni teneffüs

14 0
15.10.2026

Yüksek enflasyon yalnızca makro ekonomik istikrarsızlık olmanın ötesinde bir yapısal ve bir bölüşüm sorunudur. 2023 yılının haziran ayında politika değişimi ile hayata geçirilen faiz artışları, seçici kredi sınırlamaları ve ücretlerin baskılanmasıyla tüketimin azaltılmasını içeren enflasyonu düşürme programıyla enflasyonda sınırlı bir azalış yaşanırken bölüşüm sorunu çok daha görünür bir hal aldı. Nitekim UBS’nin 2026 Küresel Servet Raporu Türkiye’nin gelir dağılımında en adaletsiz 10 ülke arasında olduğunu ortaya koydu.

Ülkemizde dar gelirli enflasyonla savaş alanında karargâhı olmayan savaşçılar olarak harcama tercihini de değişmek zorunda kalıyor. TÜİK’in, 2025 yılına ilişkin yayımladığı hanehalkı tüketim harcaması istatistiklerinde ülke genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 29,3 ile konut ve kiranın, ikinci sırada yüzde 20,5 ile ulaştırma, üçüncü sırada yüzde ise 17,3 ile gıda ve alkolsüz içecek harcamalarının yer aldığı görüldü. En yüksek gelir grubu olan beşinci yüzde 20'lik grupta yer alan hanehalklarının ulaştırma harcamalarına (motorlu taşıt alımları, akaryakıt, yolcu taşımacılığı, araç bakım ve onarımı gibi) yüzde 25, konut ve kira harcamalarına yüzde 25,7, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 12,4 pay ayırdığı izlendi. En düşük gelir grubu olan birinci yüzde 20'lik grupta yer alan hanehalklarının ise konut ve kiraya yüzde 38,7 gıda ve alkolsüz içeceklere yüzde 29,2 ve ulaştırmaya yüzde 8,6 harcama yaptığı görüldü. Düşük gelir grubunun........

© Gazete Pencere