menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İyi Bilirdik: Serhat Kılıç'ın Ardından

16 0
13.09.2026

Elbette hepimiz öleceğiz. İnsan bu gerçeği bilse de ölüme aslında hiç hazır olamıyor. Hele sevdiklerinin ölümüne, hele onlar genç ise ve ölüm beklenmedik bir anda çıkagelmiş ise… İşte, öyle ölümlerden biriyle sarsıldık geçtiğimiz günlerde. Çok yönlü ve eşsiz bir yeteneğe sahip Serhat Mustafa Kılıç, 51 yaşında aramızdan ayrıldı. O kadar erken o kadar büyük bir kayıp ki…

5 Eylül akşamı gelen bu acı haberle ekranda güldürdüğü, perdede düşündürdüğü, sahnede büyülediği binlerce insan daha yasını tutamadan bir şeye daha tanıklık ettik: Bir insanın ölümünün, birkaç saat içinde bir linç malzemesine dönüşmesine. Bu yazı ikisi hakkında; hem o eşsiz yeteneğin hem de ardından yaşanan ayıbın.

BİR SAHNEDE DÖRT İNSAN

Serhat Mustafa Kılıç, 8 Temmuz 1975'te Ankara'da doğdu. Memur çocuğuydu; mikrofonla tanışması daha lise çağındayken Ankara Radyosu’nda oldu. 1994'te Bilkent Üniversitesi'nin tiyatro bölümüne burslu girdi, 1998'de onur derecesiyle mezun oldu ve aynı yıl Rutkay Aziz'in yönettiği "Dullar"la profesyonel sahneye çıktı. Sonra Diyarbakır'da, Erzurum'da Devlet Tiyatrosu sahnelerinde pişti; bir yandan da o şehirlerde gençlere oyunculuk öğretti.

Onun asıl büyüklüğü, disiplinler arasında hiç zorlanmadan gidip gelebilmesiydi. İstanbul Şehir Tiyatroları'nda Dušan Kovačević'in oyununda tek başına dört ayrı karaktere hayat verdi; oyun üç sezon kapalı gişe oynadı, Afife Tiyatro Ödülleri'nde yılın en başarılı komedi erkek oyuncusu adayları arasına girdi. Milyonlar onu altı sezon boyunca "Seksenler"in Ergun'u olarak sevdi. Nuri Bilge Ceylan'ın Altın Palmiye'li "Kış Uykusu"nda İmam Hamdi'yi öyle bir sahicilikle oynadı ki, Sadri Alışık Ödülleri'nde Seçici Kurul Özel Ödülü'nü aldı, SİYAD'da en iyi yardımcı erkek oyuncu adayı oldu. Zülfü Livaneli’nin yazıp yönettiği "Veda"da Salih Bozok'tu, "Kuruluş Osman"da Köse Mihal, "Mehmed: Fetihler Sultanı"nda Molla Lütfi… Güldürürken hafife almadı, ağlatırken abartmadı. Karakterinin içine girip kendini geride bırakabilen, az bulunur oyunculardandı.

SINAVI OLMAYAN “OKUL”

Serhat Kılıç'ın hayatındaki en güzel hikâyelerden biri bir başarısızlıktan doğdu. Gençliğinde girdiği ilk konservatuvar sınavını kazanamamıştı. O deneyimden şunu öğrendi: İnsandaki cevher, birkaç dakikalık bir yetenek sınavında keşfedilemez. Kasım 2014'te Ankara'da kendi konservatuvarını, "Okul"u kurduğunda kapısına yetenek sınavı koymadı; öğrencilerini önce üç aylık bir hazırlık sınıfında tanımayı seçti. "Düşün, hisset, ifade et" sloganıyla oyunculuk, yazarlık, şan ve dans eğitimi veren bu okulu, bozkırın........

© Gazete Pencere