menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Biz büyük olmak için değil, nitelikli olmak için çalışıyoruz”

8 0
21.06.2026

Antiphellos Antik Tiyatrosu’nda yıldızlara bakarken kurduğu hayal, bugün Türkiye'nin dikkat çeken bağımsız film festivallerinden birine dönüştü. Kaş Uluslararası Film Festivali'nin kurucusu ve direktörü Seren Topaloğlu, kendi rüyasını "Kaş bir rüya"ya dönüştürdü. Kültür sanat hayatının bağımsız ve genç girişimlerle güçlendiğine ve sonuna kadar desteklenmeleri gerektiğine inanan biri olarak, Seren ile bir hayalin uluslararası bir festivale dönüşme hikâyesini konuştum. Kaş Uluslararası Film Festivali sayesinde Kaş tatilimi festivale denk getirmeye çalışanlardan biri artık benim. Bu yıl maalesef çok önceden yaptığım plan nedeniyle gidemedim ama seneye orada görüşürüz.

Kaş Uluslararası Film Festivali bu yıl 5. kez düzenlendi. Bu yıl program ve katılım nasıldı, nasıl geçti?

Bu yıl bizim için çok özel bir yıldı çünkü festivalimizin beşinci yılını geride bıraktık. Beş gün boyunca Kaş'ta sinema dolu bir atmosfer yaşandı. Türkiye'den ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen yönetmenler, yapımcılar, sektör profesyonelleri ve sinemaseverlerle çok güçlü bir buluşma gerçekleştirdik. Katılım hem yerel halk, hem de ziyaretçiler açısından bugüne kadarki en yüksek seviyesine ulaştı. 2000 yıllık ve 4000 kişilik kapasiteye sahip Antiphellos Antik Tiyatrosu’nda yapılan gösterimler epey dolu geçti. Özellikle uluslararası konuklarımızın sayısındaki artış ve sektör profesyonellerinin festivale gösterdiği ilgi, Kaş'ın artık uluslararası sinema takviminde kendine kalıcı bir yer edinmeye başladığını gösteriyor.

“Festivalimizin kendine özgü yanlarından biri de su altı filmlerine yer vermesi”

Programda neler gösterildi?

Bu yıl programımız kapsam ve çeşitlilik açısından şimdiye kadarki en yoğun yılımızdı. Açılışımızı Joachim Trier'in Cannes'da büyük ilgi gören filmi Manevi Değer ile yaptık. Filmin yapımcısı Atilla Yücer de bu yıl jüri üyelerimiz arasındaydı. Ayrıca yarışan kısa filmlerin dışında her sene farklı bir ülkeyi odak alarak, o ülkenin sineması üzerinden, kültürüyle bağlar kuruyoruz. Bu sene ise odak ülkemiz Fransa’ydı. Hem Fransız kısalarından oluşan bir seçki, hem Fransa’dan gelen özel konuklarımızla gerçekleştirdiğimiz sektörel paneller gerçekten çok ilgi buldu. Fransız Filmleri Odağı dışında birçok etkinliğe de ev sahibi yaptık, bunlardan bir diğeri de Berlinale’nin bir önceki direktörü Mariette Rissenbeek ile gerçekleştirdiğimiz, festivallerin şehirleri nasıl dönüştürdüğü üzerine panel benim için de son derece ufuk açıcıydı. Aldığımız geri dönüşlerden, seyircilerimizin de farklı ölçeklerdeki festivallerin kentlere ve topluluklara etkisini konuşmayı çok değerli bulduğunu gördük. Festivalimizin kendine özgü yanlarından biri de su altı filmlerine yer vermesi. Bu alan ne kadar niş görünse de, Türkiye'nin en önemli ve dünyanın sayılı dalış noktalarından biri olan Kaş'ta bu filmlere yer vermekten büyük gurur duyuyoruz. Burada sadece su altı filmlerine yer vermekle kalmıyoruz, aynı zamanda festivalin ilk senesinden beri Okan Avcı liderliğinde su altı film prodüksiyonu atölyesi veriyoruz. Suyun altına bakarak değil, suyun altını gerçekten görerek onu daha iyi koruyabileceğimize inanıyoruz. Son olarak, sanırım artık görmeyen kimsenin kalmadığı Türkiye – Avustralya Dünya Kupası canlı yayınına Antiphellos Antik Tiyatrosu’nda ev sahipliği yapmak oldu. Bu kadar büyümesini hiç beklemediğimiz ve hayatım boyunca asla unutamayacağım bir deneyimdi.

“Her sene biraz daha fazla destek........

© Gazete Pencere