Anadolu ot cenneti
Yaz aylarının kapısını çaldık. Otlar gökyüzüne uç verdi. Sofralara gelmek için yarışa girdiler.
Ot yemekleri denince herkesin aklına hemen Ege gelir.
İzmir ve ilçeleri, özellikle Alaçatı ve Urla pazarları, dereden tepeden toplanan otlarla dolup taşar. Bu otlar herkesin malumudur… Turpotu, sarmaşık, arapsaçı, ısırgan, bibez, şevketi bostan, hardal otu, kenger, kuzukulağı.
Her biri diğerinden lezzetli otlar.
Mevsimden mevsime sayıları artar, eksilir.
Ben arapsaçı ile yapılmış kuzu etine, şevketi bostana bayılırım. Diğerlerini ise kararında haşladıktan sonra, zeytinyağı, limon ve sarımsakla yapılan sosla tatlandırırım.
Bence bu otlar rakı sofralarının en kıymetli mezeleridir.
Veya satıcı kadınların tarifini uygulayıp, “zeytinyağında biraz kavırır, sonra üstüne bi yımırta kırıveririm.” Yani bir çeşit otlu omlet yaparım. Bu “yumurta kırmasını bile beceremeyen erkeklerin” de yapabileceği, basit ama çok lezzetli bir yemektir.
Ot deyince Ayvalık’ın yeri başkadır. Mübadelede, Ege adalarından, özellikle de Girit’ten gelenler bu mutfağın kurucularıdır. Ot yemeklerini onlar tanıştırmıştır bu yakaya.
Ama söz aramızda, Girit gezim sırasında orada, bu kadar çeşitli ot yemeği bulamadığımı söyleyebilirim. Yani Ayvalık’ta, “boynuz kulağı geçmiş” tir.
Balkanlar’dan gelen göçmenler de bu otları hamurla birleştirince, ortaya tam bir ziyafet sofrası doğmuştur.
Tüm bunlar iyi hoş da ot yemeklerini Egelilerin tekeline terk etmekle, diğer bölgelerimize biraz haksızlık etmiş olmuyor muyuz?
Örneğin Karadenizlilere!
Karadeniz mutfağı denince akla hemen balık, hamur işleri, mısır unu gelir.
Ama bilesiniz ki bu mutfak, ot yemekleri konusunda Ege mutfağı ile yarışacak kadar zengindir.
Diken ucu, galdirik, sakarca, ısırgan, hoşuran, mendek,........
