Ekmek çarpar(!)
Hasat mevsimi başladı...
Bu hafta, çocukluk yıllarımı dolduran çiftçiliği ve çiftçilerin sorunlarını yazacağım; acı tatlı anıların harmanı koca bir dünyaya karşı gönül borcum var...
Buğday, arpa, kavun, karpuz, soğan gibi ürünlerde Çukurova ve Harran bölgesinde hasat, Ege ve İç Anadolu ovalarında hasada hazırlık başladı; artık hayat tarlalara taşınıyor.
Üretici/çiftçi için yorgunluğun hüzne hüznün öfkeye dönüştüğü günlerdeyiz...
Çiftçinin yaşamı bir kısır döngüdür; umutla başlar, hayal kırıklığı ile sonlanır ve yeniden umut...
Toprağı ekime hazırlarken "bu yıl bereketli olacak inşallah" umudu ile yüreği kuş kanadıdır, çiftçinin; bir belirsizliğe çırpınır, durur...Bismillah diyerek tohumu toprakla buluşturur.
Gübreye, ilaca, mazota , tohuma zamlar geldikçe yüzü buruşur, yönetenlere homurdanır, yağmur yağmaz Allah'a yakarır, çok yağar, çaresiz, söylenir...
Toprağın yüzüne çıkan 'yeşil canlıyı' doğal afetlerden, zararlı böceklerden; süneden çocukları gibi, göz bebeği gibi korur; her anı onunla yaşar; artık tarlada yatar kalkar...
Santim santim büyür ekin; geçmez zaman, ekinle birlikte ömrünü tüketir, tarlada yaşlanır...
Nihayet başak zamanıdır; yeşilden sarıya dönen bir orman serinliği eser çiftçinin yüreğinde...
Mayıs sonu- Haziran başı biçerdöverler ufukta görününce yüreği yine kuş kanadıdır, dilleri duada...
Hasat başlar, genellikle, umutlar hüzne dönüşür; beklenen verim olmamıştır, hesaplar yine tutmamıştır;........
