Are You İtibar?
İktidar çevreleri bir süredir aynı anlatıyı tekrarlıyor: Türkiye’nin dünyadaki ağırlığı artmış, ülke artık daha fazla dikkate alınan bir aktör haline gelmiş, itibarı yükselmiş.
Bu iddia ilk bakışta etkileyici gelebilir. Çünkü Türkiye gerçekten önemli bir ülkedir. Coğrafyası, ordusu, nüfusu, üretim kapasitesi ve aynı anda Karadeniz’e, Balkanlar’a, Kafkasya’ya, Ortadoğu’ya ve Akdeniz’e bakan konumu önemlidir. NATO için de Avrupa güvenliği için de bölgesel dengeler için de Türkiye vazgeçilmezdir.
Ama stratejik önem başka, itibar başka.
Türkiye’nin NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapması elbette önemlidir. Fakat bunu iktidarın diplomatik zaferi gibi sunmak aldatmacadır. NATO zirveleri farklı dönemlerde, küçük büyük farklı müttefik ülkelerde yapılır. Türkiye’nin ev sahipliğini veya jeostratejik ağırlığını, iktidarın yarattığı bir saygınlık artışı gibi pazarlamak gerçeği çarpıtmaktır.
İtibar ne zirve salonlarının gösterişiyle, ne yemeklerde yapılan ikramlarla, ne yabancı liderlerle verilen fotoğraflarla ölçülür. Jeopolitik zorunluluklar nedeniyle masaya davet edilmek de tek başına itibar değildir.
İtibar bir ülkenin hukukuyla, demokrasisiyle, ekonomisiyle, kurumlarının güvenilirliğiyle ve yurttaşına sunduğu hayatla ölçülür.
İtibarı sarayların büyüklüğünde, salonların ihtişamında, altın varaklı koltuklarda arayan zihniyetin anlamadığı şey de budur. Ankara’ya gelen yabancı liderler bu ülkeyi gördükleri mermerle, avizeyle, törenle değerlendirmiyor. Türkiye’nin enflasyonunu, gelir dağılımını, enerji bağımlılığını, tarımının halini, yargı sistemini, insan hakları karnesini, basın özgürlüğünü, gençlerinin neden gitmek istediğini biliyorlar.
İhtişamlı binalar bu bilgiyi silmiyor. Tam tersine, yurttaşın........
