Yeni normalin milliyetçi hezeyanları…
Alışılagelmiş toplumsal normlar, “normal”i belirler. AKP dönemi de Tayyip Erdoğan’ın cisminde vücut bulan bir normlar bütünü ile hayatımıza girdi ve yeni normal olarak zuhur etti. Niyet beyanları, yaptıkları ve vaat ettikleri ile de toplumun kahir ekseriyetinde karşılık buldu. Gezi Parkı Eylemleri, Fethullahçı Yapı ile olan çekişmeler ve darbe girişimi AKP’nin alışılmaya başlanan kimyasını bozdu. Görece özgürlükçü hava dağıldı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kurulması ile de otoriter bir baskı rejimine geçildi. Bu hırçınlaşmada temel politikalardaki bariz başarısızlıkların da büyük etkisi oldu. Zira başarısızlıkların çıktıları sandığa yansımaya başlamıştı ve sosyolojik erime durdurulamıyordu. Böyle böyle “Yeni Türkiye” veya “yeni normal”, başka bir boyut almaya başladı.
Rejimin yürütücüleri, güçlü rakiplerini adalet mekanizmasını kullanarak elemine etti; seçimle kaybedilen belediyelerin başkanlarını yargı operasyonları ile etkisiz hâle getirdi, Merdan Yanardağ gibi muhalif gazetecileri casusluk davası adı altında mahkûm ederek susturdu. Mansur Yavaş gibi bir diğer güçlü rakibe ise her gün parmak sallanıyor. Ancak ne yapsalar da toplumsal rıza üretemiyorlar. Kamuoyu araştırmaları da gösteriyor ki bu davaların tarafsızlığına inanan insan (seçmen) sayısı her geçen gün azalıyor. Davalar haklı bile olsa CHP belediyeleri ile sınırlı kalması toplumda alerji yaratıyor.
Bir süredir devam eden farklı bir uygulama da muhalefet partisi belediye başkanlarının iktidar partisi saflarına geçmeleri... Özgür Özel bunun baskı ve tehdit yoluyla........
