Nasıl Bir Sol-2
Son yazımızda bugün yaşanan çürümenin neoliberal politikaların sonuçları olduğunu, AKP’nin iktidarda kalmak karşılığında kendisini bu yolda araçsallaştırdığını ifade etmiştik. Çarenin klişeleşmiş söylemlerden öte çağın dinamiklerini yakalayan sol politikalarda olduğunun altını çizmiş, bu görevin de kendisini ortanın solunda tanımlayan CHP’ye düştüğünü söylemiştik. Kaldığımız yerden devam edelim.
Söylem dilini oturturken, özellikle dış politika ve güvenlik politikaları noktasında iktidarın istismar edebileceği hususlara hassasiyet göstermek gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde Özgür Özel, Financial Times için bir makale yazdı… Yazıda dengeleri korumaya çalışırken, Türkiye’deki antidemokratik uygulamaların, hukukun üstünlüğünün zayıflamasının, yargının siyasallaşmasının, muhalefet üstündeki baskıların sadece Türkiye’yi ilgilendirmediğini, NATO ve Avrupa’nın güvenliği açısından da risk oluşturduğunu ifade ediyor. Ankara’da düzenlenen ve dış gözlemcilerin de başarılı bulduğu NATO zirvesi ile Trump’ın rolü ve söylemleri, ayrıca AB’nin konjonktürel duruşu dikkate alındığında bu taleplerin anlamsızlığı ortada. Zira Filistin’de bir insanlık trajedisi yaşanıyor ve İspanya gibi devletler ile bireysel çıkışlar dışında Batı, kötülükten yana saf tutuyor.
İktidarları öncesinde AKP’nin kurucu kadroları da Batı’dan medet ummuştu. Ancak o günün konjonktürü buna uygundu, dünyada demokrasi rüzgârları esiyordu ve Türkiye’de bunu tartışma konusu yapacak bir farkındalık veya siyasi akıl yoktu, siyasi boşluk vardı. Bir şey yaparken konjonktürü yakalamak önemli. Özel, ayrıca bunun bir........
