menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

On binlerce yılın ayak izlerinde: Antik yollar

41 0
26.04.2026

On bin yıldan fazla bir zamandan beri birçok uygarlığa beşik olan Anadolu, çok iyi biliyoruz ki, o uygarlıkların sayısız mirasını içerisinde barındırıyor. O miraslardan birisi de antik zaman yolları.

Ticaret için yollar yapılmış, kervanlar geçsin diye yollar, hanlar yapılmış, ulaşım ve savaş için yollar yapılmış. Doğu ile Batı arasında yıllarca iletişimi sağlayan İpek Yolu, zaten ülkemizin ne kadar değerli bir geçiş noktası olduğunun en büyük kanıtı.

O yolların bazılarında bugün tarihin ayak izlerini takip ederek hayretle yürüyebiliyoruz. Yürürken karşımıza çıkan 2-3 bin yıllık antik şehirlerin miras yıkıntıları arasında gezip, o günlerin yaşamına dokunabilmek yürüyenlere tarifsiz bir mutluluk veriyor. Bu yürüyüş yollarının başlıcalarına şöyle bir göz gezdirelim istedim…

Bu yol, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da en çok bilinen ve tercih edilen yürüyüş yollarından biridir. 580 kilometre uzunluğunda. Tamamını tek seferde yürümek isterseniz 30 gününüzü ayırmanız gerekiyor. Ancak, birçok trekking grubu, dileyenlere bu yolu 3-4 günlük bölümler halinde yürütüyor. Fethiye’den başlayıp Antalya yakınlarında biten bu yolda, en uygun yürüyüş zamanı ilkbahar ve sonbahar ayları oluyor. Bu aylarda gruplar hâlinde yürüyenlerin sayısı yüz binleri buluyor.

Kaş’ta yaşayan bir İngiliz arkeolog olan Kate Clow tarafından yaklaşık 30 yıl önce kırmızı-beyaz çizgilerle işaretlenen Likya Yolu’nun ilk haritası İngilizce olarak hazırlandığı için, önce yabancılar öğrendi bu deniz manzaralı yolun güzelliğini. Likya Yolu’nu ilk yürüyenlerden birisi olduğum için biliyorum, bu nedenle yürüyüşte karşılaştıklarımın çoğu yabancı ülkelerden gelen yürüyüşçülerdi. İlerleyen yıllarda Türk yürüyüşçüler de çoğaldılar.

Milattan önce 300 ile milattan sonra 800 yılları arasında bu bölgede yaşayan Likyalıların, kurdukları 28 Likya şehri arasında ulaşım ve deniz ticaretini sağlamak için oluşturdukları patika yollar, zaman zaman denizin kıyısını takip ederek harika manzaraya eşlik ediyor. Bazen de dağlık bölgelere çıkarak, Likyalıların yetiştirdikleri sebze ve meyveyi, özellikle zeytin ve zeytinyağını, kıyı bölgelerine nasıl taşıyarak o zamanın gemi ticaretine yaptıkları katkıyı anlatıyor. Likyalılar ticareti o denli ilerletiyorlar ki, Demre limanında, deniz ticaretinin ilk gümrük tarifesini de yazıp asıyorlar. Kaş, Kalkan, Demre, Finike aslında Likya uygarlığının en güzel şehirleri. O zamanın isimleri ile anarsak, Pellos (Kaş), Santos, Myra (Demre), Phasilis, Sidyma, Olimpos, Andriake gibi birçok antik şehir ismini sıralayabiliriz.

800 kilometrelik patika yollarıyla Türkiye’nin en uzun yürüyüş rotası olan Karia Yolu da her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.

Aydın’ın Çine ilçesinden başlayıp, bir ucu Dalyan’daki kaya mezarlarında, diğer ucu ise Datça Yarımadası’nın sonundaki Deveboynu Burnu’nda bulunan ve bu bölgedeki tüm yarımadaları da kapsayan rotalardaki yürüyüşler, birbirinden bağımsız 5 ayrı coğrafi halkadan oluşuyor. Karia Yolu, kendine özgü mimarisi ile çok sayıdaki köyden, el değmemiş koylardan, irili ufaklı tepelerden ve yürüyerek ulaşılabilen antik kentlerden oluşması sebebiyle yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor.

Antik yollar, patikalar ve orman yolları birleştirilerek oluşturulan ve 2013 yılında turizme kazandırılan Karia Yolu'nda yürüyüş yapan doğaseverler, bisiklet ile kanoya biniyor, ormanlık alanlarda kurdukları çadırlarda dinlenmenin ve gün batımını izlemenin keyfini yaşıyor.

Doğa........

© Gazete Pencere