menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sıra bize de gelir mi?

24 1
20.01.2026

İktidar partisinin bir temsilcisi, emeklilerin yoksulluğu için, “bizim iktidarımızın icraatları insan ömrünü uzattı. (mealen) Şimdi emekli sayısı arttığı için ücretler azaldı, bu da bazı sorunları gündeme getirdi”, buyurmuş. (Yaşam süresinin dünya genelinde uzadığından haberi yok bu kişinin)
80’li yıllarda İstanbul’daki Sinema Günleri’ni kaçırmayanlar, “Narayama Türküsü” filmini ( 1983, Japon yapımı, yönetmen: Sohel Imamura) hatırlayacaklardır. “Narayama”, 19. Yüzyılın sonlarına kadar süregelen bir geleneğin adı. Geleneğe göre, kaynakların kıtlığının yarattığı yoksulluk nedeniyle, aileye daha fazla yük olmaması gerekçesiyle, 70 yaşındaki bireylerin kendi istekleriyle, bir dağın tepesine götürülüp orada açlık ve soğuğa, yani ölüme terk edilmesidir.

Filmden çok etkilendiğim için filmle ilgili izlenimlerimi yazmıştım, hâlâ saklarım. İnternette seyretme imkânı olduğu için filmin konusundan burada söz etmeyeceğim.

İzlenimlerime gelince; Eğer üretim, kuşakların birbirlerine aktardıkları ortak bir değerse çalışan nüfusun, bu değerlerin tek sahibiymiş gibi benimsemesi, üretimden elini ayağını çekmiş yaşlılara, salt tüketici gözüyle bakması, haksızlık değil midir? Yaşamın anlamı salt ekonomik üretimde yer almak mıdır? ( Altmış beş yaş üstü nüfusa toplu taşıtlara ücret ödemeden binmeleri için verilen karta bazı gençlerin – yüzüme karşı, pervasız- “kart sahipleri de yolculuk bedava diye durmadan geziyorlar, otobüsler o yüzden kalabalık; belli saatleri olsun, onun dışında vasıtalara binmesinler.” Demişti. Yanıt vermeye bile değmezdi.

Aynı yıl, çağdaş (!) Japonya’da bir gazete haberine rastlıyorduk: Nüfusun önemli bir bölümünü oluşturan yaşlılar, üretim-........

© Gazete Manifesto