HER ŞEY AİLEDE BAŞLAR
Anne babalar çocuklarının iyi bir insan olması için büyük emek verir. En iyi okulları araştırır, iyi arkadaş çevresi edinmesini ister, sağlıklı beslenmesine özen gösterir ve geleceğini güvence altına almak için yıllarca çalışır. Ancak çoğu zaman fark edilmeyen çok önemli bir gerçek vardır: Bir çocuğun karakterini şekillendiren en güçlü eğitim, evin içinde yaşanan gündelik hayattır.
Çocuklar doğdukları andan itibaren çevrelerini dikkatle gözlemler. Henüz konuşmayı öğrenmeden yüz ifadelerini okur, ses tonlarını ayırt eder ve insanların birbirine nasıl davrandığını kaydeder. Bu nedenle aile, çocuğun yalnızca ilk eğitim kurumu değil, aynı zamanda ilk ahlak okuludur. Saygıyı, sevgiyi, merhameti, dürüstlüğü ve adaleti önce ailesinde görür, sonra topluma taşır.
Günümüzde anne babalar çocuklarına doğru davranışları öğretmek için sık sık öğüt verir. “Yalan söyleme.”, “Büyüklerine saygılı ol.”, “Paylaşmayı öğren.”, “Kimseyi kırma.” Gibi cümleler hemen her evde duyulur. Ancak çocuk psikolojisi bize önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır. Çocuklar, söylenenden çok yaşananı öğrenir.
Psikolog Albert Bandura tarafından geliştirilen Sosyal Öğrenme Kuramı, çocukların davranışlarının önemli bir kısmını gözlem ve model alma yoluyla kazandığını ortaya koymuştur. Bandura’nın ünlü Bobo Doll deneyleri, çocukların yalnızca ödüllendirilen davranışları değil, yetişkinlerin sergilediği saldırganlık ya da yardımseverlik gibi tutumları da taklit ettiğini göstermiştir. Bu nedenle çocuk için en etkili eğitim yöntemi, anne babasının günlük yaşamda nasıl davrandığıdır.
Bir anne ya da baba çocuğuna dürüst olmasını öğütlerken telefonda “Evde yok de.”........
