menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AFFETMEK: GEÇMİŞİN YÜKÜNDEN ÖZGÜRLEŞMEK

14 0
12.10.2026

Hayatın bir döneminde hepimiz inciniriz. Bazen güvendiğimiz bir insanın sözüyle, bazen bir dostun ihanetiyle, bazen de en yakınımızdan beklemediğimiz bir davranışla… Kimi yaralar zamanla görünmez hâle gelir, kimi ise insanın içinde sessizce varlığını sürdürür. Yıllar geçer, hayat devam eder ancak bazı anılar hatırlandığında aynı kırgınlık, öfke ve hayal kırıklığı yeniden canlanabilir.

İşte bu noktada affetmek kavramıyla karşılaşırız. Peki, affetmek gerçekten ne demektir? Birini affetmek, yaşananları unutmak mıdır? Yapılan haksızlığı kabul etmek ya da bize zarar veren kişiye yeniden güvenmek anlamına mı gelir?

Psikolojik açıdan affedicilik, bu kavramların hiçbirine bütünüyle indirgenemez. Affetmek, yaşanan haksızlığı önemsizleştirmek veya sorumluluğu ortadan kaldırmak değildir. Daha çok, incinmenin ardından ortaya çıkan öfke ve kırgınlıkla kurduğumuz ilişkinin zaman içerisinde değişebilmesiyle ilgilidir. Affetmek, geçmişte yaşananları değiştirmek değil, geçmişin bugünkü hayatımız üzerindeki etkisini dönüştürebilmektir.

Psikolojide affedicilik, farklı kuramsal yaklaşımlar çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu yaklaşımlar, affetmenin yalnızca ahlaki bir tercih değil, aynı zamanda duygularımızı, düşüncelerimizi ve ilişkilerimizi ilgilendiren çok boyutlu bir süreç olduğunu anlamamıza yardımcı olur.

Örneğin, bilişsel davranışçı yaklaşım, yaşadığımız olaylara yüklediğimiz anlamların ve olayları yorumlama biçimimizin duygularımız üzerindeki etkisine dikkat çeker. Bizi inciten bir davranışın ardından zihnimizde tekrar tekrar aynı sorular dolaşabilir: Bunu bana nasıl yaptı, nasıl fark edemedim, bunu hak edecek ne yaptım?

Bu düşünceler anlaşılabilir olmakla birlikte, sürekli tekrarlandığında kişinin yaşadığı acıyla bağının sürmesine katkıda bulunabilir. Bilişsel davranışçı yaklaşım açısından burada amaç, yaşanan haksızlığı inkâr etmek değil; olayla ilgili düşünceleri değerlendirmek, kişinin kendisini suçlamasına yol açan yorumları fark etmek ve daha işlevsel bir bakış geliştirmektir.

Çünkü bazen bizi yoran yalnızca geçmişte yaşanan olay değil, o olayı zihnimizde her gün yeniden yaşamamızdır.

Affetmek unutmak değildir.

İnsan kendisine yapılanı unutmayabilir. Hatta bazı deneyimler, kişinin güven anlayışını ve ilişkilerdeki sınırlarını yeniden değerlendirmesine yardımcı olabilir. Önemli olan, anının varlığını sürdürmesiyle o anının bugünkü yaşamımızı yönetmesi arasındaki farkı görebilmektir.

Bir insan geçmişte yaşadığı bir ihaneti hatırlayabilir ancak zamanla bu anıyı her yeni ilişkinin ölçütü hâline getirmemeyi öğrenebilir. Bir başkasının yaptığı haksızlığı kabul edebilir fakat bütün insanlara aynı gözle bakmak zorunda olmadığını fark........

© Gazete İpekyol