menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BİR DELİ ÖLÜNCE

1 0
latest

Bir deli öldüğünde yalnızca bir insan ölmez.

Bir şehrin hafızasından bir sayfa, insanlığımızdan bir parça eksilir. Sadece bir deli yitmez; bizden de bir şeyler alır sessizce. İçimizde, derinden hissedilen bir boşluk uyanır.

Bir insan neden delirebilir?

Belki unutamadığı için...

Belki başına gelenleri kabullenemediği için...

Belki dünyanın yükü omuzlarına taşıyabileceğinden fazla geldiği için...

Belki anlayanı, dinleyeni olmadığı için...

Kendi hâline, kendi derdine bırakıldığı için...

Biz çoğu zaman aklını yitiren insana “deli” der, sonra da onu hayatımızın dışına iteriz. Oysa bazı deliler vardır ki bizim akıllı geçinenlerden çok daha fazla insanlık taşırlar.

En zararsız, en masum hâlleri bile bir zamanlar onlardan korkmamıza sebep olmuştur. Bir sokak başında görünce yolumuzu değiştirmiş, çocuklarımızı uzak tutmuşuzdur. Oysa belki de onlar bizden korkmuştur.

Çünkü deli, yalnızca deli değildir.

Bazen ürkektir, bazen cesur...

Bazen insanlığın en saf hâlidir.

Bir şehrin hafızasıdır.

Bir mahallenin neşesidir.

Sokakların tanıdığı bir yüz, çocukluğumuzun bir parçasıdır.

Bize selam veren, anlamsız sözleriyle güldüren, bazen de yalnızca varlığıyla vicdanımızı yoklayan biridir.

Bir deli öldüğünde yalnızca bir insan ölmez.

Onunla birlikte çocukluğumuzdan da bir şeyler ölür.

Yüzümüzdeki samimi gülümsemelerimiz...

Ve belki de en önemlisi, başkasının acısını fark edebilme kabiliyetimiz...

Hepsi usul usul bizi terk eder.

Bir deli öldüğünde merhamet biraz daha susar.

İyilik sokaklardan çekilir.

Tevazu, hoyratlığın karşısında boynunu büker.

Düşküne el vermek, yalnızca güzel bir söz olarak kalır.

“Düşene bir de sen vur.” anlayışı ise sessizce çoğalır.

Ve insan, yavaş yavaş kendi kalbine yabancılaşır.

Sadece........

© Gazete İpekyol