menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AŞKA DAİR

13 0
24.08.2026

Epistemolojik olarak aşk, aşk duygusunun nasıl bilinebileceğini, hangi bilgi türüne karşılık geldiğini, aşkın bir bilgi mi, inanç mı, yoksa bir deneyim mi olduğunu sorgulayan bir felsefi alandır. Bilgi olarak ele alırsak, nesnel bir gerçeklikten ziyade öznel bir algılamadır. 

Ontolojik olarak aşk, insanın sahip olmadığı mutlak güzele duyduğu arzuyla varlıksal eksikliğini giderme, bireyin başkasıyla ortak bir biz duygusu oluşturma, seven ve sevilenin dünyasında yeni bir yaşam gerçekliği inşa etmedir.                       

Aşk kavramını ele alırken bunu hiçbir zaman sevgiden bağımsız olarak düşünüp açıklayamayız. Bu konuda Sosyolog Dr. Ali Şeriati'nin görüşlerini de görmezlikten gelemeyiz. Ali Şeraiti, aşk ve sevgi kavramını birbirine tamamen zıt bir şekilde konumlandırır. Ona göre: "Sevgi aşktan üstündür. Aşk, görme engelli bir coşku, görmezlikten kaynaklanan bir bağdır. Oysa sevgi, bilinçli bir bağ ve apaçık bir görmenin sonucudur. Aşk genellikle içgüdüseldir ve içgüdüden kaynaklanmayan bütün olgular değersizdir. Oysa sevgi ruhun içinde doğar ve ruhun yükselebileceği yerlere sevgi de onunla birlikte doruğa tırmanır. Aşk, benzer biçim ve renklerde gözlenmekte olup, ortak nitelik ve görünümler taşır. Oysa sevgi, her ruhta kendine özgüdür. Aşk, dönemlerin ve yılların ilerleyişinden etkilenir. Oysa sevgi, yaş, zaman ve kişiliğin ötesinde yaşar. Aşk, tufan, dalga ve coşku niteliklidir. Oysa sevgi, durgun, dayanıklı ve ağırbaşlıdır. Aşk, tek yönlü bir coşkudur ve sevgilinin kim olduğunu düşünmez. Oysa sevgi, aydınlıkta kök salar ve ışığın gölgesinde yeşerir, büyür. İşte bu yüzden tanıştıktan sonra ortaya çıkar. Aşk çılgınlıktır. Çılgınlık ise anlayış ile düşünüşün bozulmuşluğundan başka bir şey değildir. Oysa sevgi, tırmanışın doruğunda, anlamayı ve........

© Gazete İpekyol