VİCDANIN İKNA OLMASI
İnsan, üzücü, maddi ve manevi yönden kendisine zarar vereceğine inandığı hiçbir şeyden hoşlanmaz. İnsan fıtratı gereği, hoşlanmadığı bir durumla karşılaştığı zaman gücü ve aklı oranında tepki gösterir. Bazı hisleri acilen tepki göstermeyi kışkırtsa da aklın ve inancın gücü bu tepkinin kontrollü olmasını sağlar veya tepkiyi önler. İşte aklın ve inancın gücüyle gerçekleşen tepkisizlik haline tahammül denir. Katlanmak, sağduyulu davranmak, soğukkanlı olmak şeklinde de anlaşılır.
Hoşlanılmayan bir durumla karşılaşıldığında akıl, verilecek tepkinin zararlı olup olmadığına bakar. Eğer tepkinin daha zarar verici olduğuna hükmederse kişiyi sağduyuya yöneltir, tahammül ve sabır mekanizmasını işlettirir. Kalp ise, taşıdığı iman gücü oranında verilecek tepkinin inanca zararını değerlendirir. Eğer inanca da zarar vereceğine hükmederse, akıl ile bir olur ve gösterilecek sabır ve tahammülü dinî bir mahiyete yerleştirir. Bu güç, tepki refleksine sahip duyguları durdurur. Kişiye, bu tepkisizliğin yani tahammülün ibadet olduğunu telkin eder. Bu durumda tahammül daha da güçlenmiş olur.
İnsan, hoşuna gitmeyen her şeye karşı çıkma eğilimindedir. Ama en fazla tepkisini çeken ve hatta isyan ettiren haksızlık, eşitsizlik ve ayırımcılıktır. Vicdanı aracılığıyla haksızlıklara, eşitsizliklere karşı çıkar, tepki gösterir. Ancak gücünü aşan haksızlıklara bilfiil tepki göstermese de iç........
