Vicdanın Sustuğu Yerde..
Bir belediyeyi gerçekten "halkçı" yapan şey, meydanlarda kullanılan büyük sözler değil; o belediyenin kendi emekçisine nasıl davrandığıdır. Çünkü belediyeler, hizmetlerini binalarla değil, o binaların içinde ve sokaklarda alın teri döken işçilerle üretir. Bugün Atakum Belediyesi'nde yaşanan tablo ise ne yazık ki bunun tam tersini gösteriyor. Aylar geçiyor, takvim yaprakları değişiyor, verilen sözler unutuluyor; ama işçinin maaşı hâlâ ödenmiyor. Birikmiş ücretler, sosyal haklar ve ikramiyeler, emekçilerin en temel hakkı olmasına rağmen bir türlü sahiplerine ulaşmıyor.
Oysa alın terinin karşılığı pazarlık konusu yapılamaz. Bir işçi sabahın ilk ışıklarıyla görevine gidiyorsa, parkları temizliyor, çöpleri topluyor, yolları düzenliyor, kentin yaşamını sürdürülebilir kılıyorsa; onun emeğinin karşılığını zamanında almak en doğal hakkıdır. Bu hak, ne bir lütuf ne de siyasi bir tercihtir. Bu, vicdanın ve hukukun gereğidir. Ne acıdır ki bugün birçok belediye işçisi, maaşını değil borçlarını hesaplıyor. Bankaların mesajları telefonlarından eksik olmuyor.........
