KÖYÜN SESSİZLİĞİ KONUŞUR
Sabahın ilk ışıkları henüz dağların omzuna değmeden uyanır köy. Horozun sesi bir yerden yükselir, ardından diğerleri cevap verir; sanki görünmeyen bir orkestranın ilk notalarıdır bunlar. Toprak henüz gece serinliğini bırakmamışken, ayak sesleri düşer dar patikalara. Kadınlar tandırın başına, erkekler ahıra yönelir. Çocuklar ise uykuyla uyanıklık arasında, günün ne getireceğini merak eden masum bakışlarla kapı eşiğinde bekler. Bir köy, sadece evlerin yan yan dizildiği bir yer değildir. Bir köy, geçmişin bugüne sessizce aktarıldığı, her taşında bir hikâye barındıran yaşayan bir hafızadır. O yüzden köyde sessizlik bile konuşur. Rüzgârın ağaç dallarında çıkardığı ses, kurumuş bir yaprağın toprağa düşüşü, uzaktan gelen bir çoban kavalı… Hepsi ayrı bir cümle, ayrı bir hatıradır. Bizim köyde de öyleydi. Adını haritalarda küçük puntolarla bulabileceğiniz, ama yüreğinizde büyük bir yer kaplayan köylerden biri… Yıllar önce, çocukluğumun........
