menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BİR DOSTTAN ÖTESİ

21 0
04.03.2026

GEÇEN akşam iftar sonrası beraberce yudumladık kahvemizi ve çaylarımızı…

Çok uzun zaman olmuştu görüşmeyeli…

Hasretle kucakladı beni…

Oysa onunla, orada olmak gibi bir düşünce yoktu akşam evden çıktığımda…

Adımı duyunca, ‘Nusret bey buraya davet edin, uzun zamandır görmedim biraz hasbihal edelim’ demiş.

Bizim sektörün (İnşaat Sektörü) duayenlerindendir.

A’dan Z’ye sahada, yerinde görerek, öğrenerek, çözülmezleri çözerek yetiştirmiştir kendini…

Bugün bulunduğu yere onu tanımayanların düşündüğü gibi gökten zembille inmemiştir yani.

İnşaat piyasası dendiğinde, koşulsuz saygı gören ve zor işlerin adamı olmuş biridir.

Nejat Baran’dan bahsediyorum.

Onu ilk tanıdığım yıllar 1970’lerin ikinci yarısı…

Memleketinden kopup Samsun’a yerleşmiş ve betonun elle karıldığı günlerden Betonyer Sistemi’ne geçişin öncüsü olmuştur.

Bende beton dökümünü geliştirmeye başladığı yıllarda tanıdım onu…

Elbette bugünkü gibi iyi tanımıyorduk birbirimizi.

Sohbet derinleştiğinde, tesadüfen onun da Tuzla Piyade Okulu’nda askerliğini yaptığını öğrendim sohbet sırasında…

Hatta dillere pelesenk olmuş Binbaşı Asım’ı ( K…k Asım’ı) hatırlayıp güldük biraz…

Sonrasında çilekeş iş hayatı başlıyor.

İşte o günlerden, bugünlere deyim yerindeyse, tırnaklarıyla kazıyarak geliyor.

Tanımayanların onun hakkında ürettiklerini duyuyorum ara sıra ve cahilliklerine, patavatsızlıklarına veriyor gülüp, geçiyorum.

İşini yapmak için kimselere boyun eğmeyenlerdendir.

Talep eden değil, tercih edilen olduğu, konusunda güvenilir ve ehil olduğu için prima işlerde adı ve imzası vardır.

Çok şey konuştuk pazartesi akşamı, çok şey paylaştık.

Sıkıntılarımı ve hayata dair görüşlerimi sakıncasız ve eksiltmeden paylaşabildiğim ender insanlardandır.

Direkt sonuca gittiği için, ‘Sat elindekileri, işlerini hallet kafanda bir şey kalmasın, seni Datça’ya götüreceğim.

Ne olacak, nasıl olacak diye aklından bir şey geçmesin benimle beraber olacaksın’ diyerek Samsun günlerimin artık sonlanması gerektiğini üstüne basarak vurguladı.

‘Olur mu’, diye düşündüm kendi kendime…

Her şeyi arkada bırakıp gidebilir miyim derken, içten içe yorulduğumu hissetim derinden.

Şunun şurasında ne kadarlık bir ömrüm kaldı ki!

Elbette benimle var olanları boşlamam, unutmam, elimin tersiyle düşüncesizce bir kıyıya itmek olamaz niyetim ama sevgili Nejat Baran’ın dediği gibi biraz kendime dönmenin zamanı geldi de geçiyor bile.

Konuyu kendisinden ayırıp şahsıma bağlamak değil niyetim.

Onu gerçek anlamda tanımayanlara, dost bildiği insanların ruh dünyalarına nasıl indiğini ve hitap ettiğini anlatmak düşüncem.

O, bir duayendir işinde.

O, şefkatin, yardım elinin ve realitenin adamıdır.

Ama aynı zamanda adının tercümesi, dürüstlük ve tavizsiz disiplindir.

Peki senin için ne, derseniz;

Gerektiğinde gördüğüm ve varlığını hissedebildiğim gerçek bir dosttur.

Darısı tanımayanların, tanımadan niteleyenlerin ve hayatın gerçeklerine ihtiyaçları olanların başına olsun…


© Gazete Gerçek