1,5 MİLYAR AVROLUK "ZIRHLI" KREDİ VE EKONOMİ DİNAMİKLERİ
Geçtiğimiz günlerde İstanbul Finans Merkezi’nde, Türk bankacılık tarihine geçecek nitelikte, sessiz sedasız ama bir o kadar da derin dalgalar yaratacak devasa bir imzaya şahitlik ettik. VakıfBank, tam 1,5 milyar avro tutarında, 10 yıl vadeli bir kalkınma finansmanı anlaşmasını tamamladı. İlk bakışta "yine bir sendikasyon kredisi" deyip geçebilirsiniz. Ancak detaylara indiğinizde, karşımızda sıradan bir borçlanma değil; küresel finans mimarisinin en üst düzey enstrümanlarıyla örülmüş, Türkiye’nin ekonomi programına uluslararası arenadan gelen çok güçlü bir "güven oyu" duruyor. Bu işlemi finans tarihine yazdıran ilk unsur, kurulan çok katmanlı garanti yapısı. Kredinin arkasında yalnızca Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın karşı garantisi yok; aynı zamanda Dünya Bankası’nın (IBRD) kısmi garantisi bulunuyor. Üstelik bu garanti, Dünya Bankası’nın bugüne kadar küresel ölçekte tek bir projeye verdiği en büyük garanti olma özelliğini taşıyor. Peki, bu "zırh" ne işe yarıyor? Santander, BNP Paribas, Standard Chartered ve ING gibi küresel devler, normal şartlarda gelişmekte olan piyasalara bu denli uzun vadeyle sunmayacakları fonları, Dünya Bankası’nın koruma kalkanı sayesinde çok daha düşük bir risk primiyle (spread) masaya koyuyorlar. Resmi açıklamalarda ticari sır gerekçesiyle faiz oranına yer verilmedi. Ancak uluslararası piyasaların fiyatlama mantığı bize net bir projeksiyon sunuyor. Yıl........
