menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Alejandro Aravena ve Venedik Bienali 19. Mimarlık Sergisi'ne doğru

18 29
01.03.2025

Geçtiğimiz haftanın kuşkusuz en önemli haberi dünyaca önemli, Pritzker ödüllü mimar Alejandro Aravena’nın Şili’den kalkıp İstanbul’a gelmesi ve burada mimarlar ile buluşmasıydı. Bu ziyaret İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde depreme yönelik olarak düzenlenen mimarlık ve kentsel planlama sempozyumu vesilesi ile gerçekleşti. Aura İstanbul ve Samet firması da destekçiler arasındaydı. Geçtiğimiz Salı akşamı, sempozyumdan hemen önce bir grup olarak Aravena ile bir araya geldik. Çok keyifli ve dolu dolu geçen bu kısacık sohbet ortamı bile üzerimizdeki tüm tozu, pası atmaya yetti. Doğrudan soru cevap şeklinde başlayan bu kısa sohbette mimarın söylediği şu sözleri kendime not ettim: “Bizler danışman değil; yaratıcıyız. Mimarlar bir öneri sunmanın tüm risklerini üzerlerine alırlar…” Burada kullandığı author kelimesi İngilizcede daha geniş kapsamlı bir yaratıcılığı ifade ediyor; hayal etmenin ötesinde planlayan, yazan, çizen ve ortaya çıkanın sorumluluğunu alabilen bir yaratıcılık bu.

“Sözgelimi bir odanın eskizini yaparken o görünümdeki her şeyi çizmeye kalkarsanız kağıdınız simsiyah olur, neleri o eskizde vurgulayacağınızı seçmelisiniz” derken, yaratıcı mesleklerin bir tür editörlük, küratörlük misyonu taşıdığını vurguluyor: Her şeyi sunan değil, deneyimler, öngörü, gusto, teknik gibi unsurlar ışığında gerekli olanları, olması gerekenleri seçip bir projeye yerleştirmek bizlerin yaptığı ve bizleri birbirimizden ayıran en önemli özellik, Aravena bunun altını bu sözleri ile çiziyor.

“Hiçbir zaman Nobel ödülünü alanların isimlerini hatırlamayız ancak bu ödülü ne için aldıklarını hatırlarız” derken “Neden?” sorusuna gönderme yapıyor. ODTÜ'de öğrenime başlayan öğrencilerin ilk günlerinde duydukları bir kampüs efsanesidir “Why?” sorusu… sözüm ona Felsefe bölümündeki tek sınav sorusuymuş, bir öğrenci de “Why not?/ neden olmasın?” diyerek cevaplamış ve çıkmış sınavdan.. Çok sevdiğim bir anekdot olarak yeri gelen her ortamda paylaşıyorum. Karşımdaki Şilili bu “cool” adamı can kulağı ile dinlerken aklıma hemen bu geliyor tabii. Neden? hayatımızın en önemli sorusu sahiden de.. Olmazsa olmaz merakımızı gösteren, ona açılan kapı.

Alejandro Aravena (d. 1967), toplumsal sorunlara duyarlı mimarlık anlayışı ve yenilikçi kentsel çözümleriyle tanınan Şilili bir mimar. ELEMENTAL adlı mimarlık ofisinin başında olan Aravena, özellikle sosyal konut, altyapı ve kentsel planlama projelerine odaklanmakta. En çok, artan konut (incremental housing) modeli ile tanınıyor. Bu modelde, evlerin bir kısmı inşaat firmaları tarafından tamamlanırken, geri kalanı zamanla ev sahipleri tarafından inşa edilir. Bu yaklaşım, konutların hem uygun fiyatlı hem de uzun vadede sürdürülebilir olmasını sağlar.

Aravena, 1967 yılında Santiago, Şili’de doğdu. Pontificia Universidad Católica de Chile’de mimarlık eğitimi aldı ve 1992’de mezun oldu. Uzun bir süre İtalya’da çalışmalarını sürdürdü ve ardından 2000 yılında kendi mimarlık pratiği ELEMANTAL'i kurdu.

2003-2004 yıllarında Şili’nin Iquique kentinde inşa edilen Quinta Monroy Konutları sayesinde ekibiyle birlikte kısa sürede uluslararası tanınırlık kazandı. Bizim sohbetimizin ilk kısmı da sevgili mimar Hasan Çalışlar’ın sorusu ile bu proje üzerinden başladı.

Elemental’in sunduğu bu yenilikçi “yarım ev” modeli bir mimarlık örneği olmanın ötesinde, bir mimarlık felsefesi; bu nedenle üzerinde bitmeyecek biçimde konuşulabilir.

Geleneksel düşük maliyetli ancak kalitesiz sosyal konutlar yerine, ELEMENTAL ekibi, yalnızca temel yapıyı inşa edip, geri kalanını zaman içinde ev sahiplerine tamamlatacak bir sistem önerdi. Bu model, uygun fiyatlı ve sürdürülebilir konut çözümleri olarak birçok ülkede tekrar uygulandı. Projenin sonradan geldiği halini dünya çapında çok fazla eleştirenler olsa da bana mevcut durumu bile eşsiz geliyor. Bir mimar olmadığımdan ve konuyu uzatmak istemediğimden söz almadım ancak, bu projenin mimariyi insanlara ait bir bakış açısı ile buluşturduğu, onlara imkan verdiği için çok ama çok beğeniyorum. Mimarın değindiği üzere ulaşım, ekonomi, sosyal baskı gibi pek çok unsuru gözlemlemeye imkan veren deneysel duruşunu da çok kıymetli buluyorum; kuşkusuz dünya mimarlık tarihinde önemli bir halka.

Aravena, 2016 yılında Pritzker Mimarlık Ödülü’ne layık görüldü. Jüri, onun çalışmalarını “dezavantajlı grupları güçlendiren ve yoksullar için yaşam koşullarını iyileştiren” tasarımlar üretmesi nedeniyle ödüllendirdi.

Mimar aynı yıl, 15. Venedik Mimarlık Bienali’nin küratörlüğünü üstlendi. Bienalin teması “Reporting from the Front” (Cepheden Raporlar) olarak belirlenmişti. Sergi, mimarlığın küresel sorunlara nasıl çözümler sunabileceğine odaklandı. Konular arasında konut krizleri, göç, şehirleşme ve kentsel eşitsizlik gibi meseleler vardı. Kanımca yine tarihi olan bu bienal de, mimarlık dünyasında teorik tartışmalar yerine pratik ve uygulanabilir çözümleri ön plana çıkardı.

Mimarın öne çıkan diğer projeleri de bakış açısını yansıtan detaylarla dolu.

Constitución Halk Kütüphanesi (Şili) 2010’daki deprem sonrası toplumla iş birliği içinde tasarlanan bir kütüphane. Siamese Towers (Şili) – Universidad Católica için tasarlanan araştırma ve inovasyon merkezi. Villa Verde Konutları (Şili) – Sosyal konutlarda kademeli büyüme modelinin bir diğer........

© Gazete Duvar