Ama neden böyle?
2006 yılında çekilmiş bir belgeseldeki penguen nasıl oldu da yıllar sonra insanlara umut ışığı oldu? Neden hepimiz bir penguenin sıra dışı hamlesinden bu denli etkilendik? Bu penguen acaba bize kendimizi görebilmemiz için bir ayna mı oldu? Biz bu penguende kendimizi bulmuş olabilir miyiz?
2007 yılında yönetmen Werner Herzog tarafından yayınlanan Encounters at the End of the World adlı belgeselde gördüğümüz ve Nihilist Penguen adıyla sosyal medyada milyonlarca görüntülenme alan ve hepimizi derinden etkileyen bir penguen ile nasıl oldu da dünya genelinde milyonlarca insan bir bağ kurabildi? Bu penguen nasıl oldu da hepimize ‘ama neden?’ dedirtebildi?
‘PENGUENLER HAKKINDA OLMAYAN’
Herzog’un da dediği gibi ‘penguenler hakkında olmayan’ bu 1 buçuk saatlik belgesel aslında gerçekten de penguenlere odaklanmıyor. Bu belgesel çekimine başlarken cevap alma motivasyonu olan sorular penguenlerle uzaktan yakından alakalı değil. Cevabını merak ettiği soruları belgeselin başında kendisinin ağzından da duyuyoruz. Yönetmen doğayı biçimlendirme şeklimizi, doğa-insan ilişkisinde var olan ve nedenini sorgulamadan benimsediğimiz bazı olguların cevaplarını almak istiyor. Önümüze konan ‘bu böyle’ mitlerine ‘ama neden böyle?’ sorusunu yöneltebilmek için gidiyor Antarktika’ya. Doğal yaşam koşullarında, 2007’nin mevcut teknolojisi eşliğinde Antartika’ya tanıklık etmek Herzog için başta ne kadar sıkıcı olsa da beni büyülediğini söylemeden geçemeyeceğim. Sanki orada küçük bir koloni kurulmuş, yeni bir gezegende keşifler yapılıyormuş ve asla Dünya’da değillermiş gibi şaşkınlıkla izledim. Bütün gün üzerine bastıkları yerin altında bir kaya ya da toprak parçası olmaması, üzerinde durdukları buz kütlesinin ardında belki adını bile bilmediğimiz onlarca canlının yaşıyor olması, yukarıdan daha çok keşfedilecek alanın aslında üzerine bastıkları buzulların altındaki uçsuz bucaksız suların içine gömülü olması... Bütün bu gerçekler beni........
