Özhan Yıldız ile eğrisi doğrusu
Vincenzo Montella
Çalışkan, idealist, sempatik. Adeta yarı İtalyan yarı Türk gibi. A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella, ay yıldızlı ekibi 24 yıl sonra Dünya Kupası’na taşıyarak Türk futbol tarihine geçti. Montella, Türkiye’yi hem Avrupa hem de Dünya Şampiyonası’na götüren ilk teknik adam oldu.
Kariyerinde; Milan, Sevilla, Fiorentina, Roma ve Adana Demirspor gibi takımlar bulunan Montella, lisans! eğitiminin ardından doktorasını! Türk Milli Takımı ile yaptı. Avrupa Şampiyonası'ndaki çeyrek final ve Dünya Kupası biletiyle 2 diploma aldı.
3 sene önce başlayan birliktelik, dokunun tutmasıyla başarıyı getirdi. Aslında Montella’nın Türkiye’ye, Türkiye’nin de Montella’ya ihtiyacı vardı.
Bu Kosova çok can yakar
A Milli Takımımızın Play-off finalinde karşılaştığı Kosova, taş gibi bir takım olmuş. İtiraf edelim bizi eleyebilirlerdi. En büyük eksikleri deneyimsiz oluşları.
Yalnız şunu söyleyelim, bu Kosova bundan sonraki turnuvalarda mutlaka boy gösterecektir. Muslija, Hodja ve Asllani'ye hayran kaldım. Juventus forması giyen Zhegrova da takımın önemli oyuncularından biri. Vedat Muriç’i de unutmayalım.
Takımın Alman teknik direktörü Foda, Alman disiplinini Kosova’ya aşılamış. Sadece mücadele etmiyorlar oyunun iki yönünü de iyi oynuyorlar. 2 yılda bu kadar gelişim alkışa değer
İtalya’nın inanılmaz düşüşü
İnanılır gibi değil! İtalya, 2018 ve 2022’nin ardından 2026 Dünya Kupası’nda da yok. Euro 2020’de şampiyonu olan İtalya, o başarıdan sonra inanılmaz bir düşüşe geçti.
Ne Mancini, ne Spalletti ne de göreve son gelen isim olan Gattuso takımı toparlayamadı.
Galiba futbol felsefesi çöken İtalya’nın bir Montella’ya ihtiyacı var.
Ertuğrul Doğan neyi amaçladı?
Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan’ın, Galatasaray ile oynayacakları maç öncesi Uğurcan Çakır’la ilgili açıklamalarını hayretle izledim.
"Gitmek isteyeni takımda tutmadım" diyen Doğan, zaten Trabzonsporluların kızgın olduğu eski kalecisini adeta taraftarın önüne attı.
Maç öncesi çok formda olan Uğurcan’ın motivasyonunu bozmak mı istedi anlamadım. Böyle bir açıklamanın gereği var mıydı o da başka bir soru.
Biraz da gülelim
Trabzonspor'un eski futbolcusu Lemi Çelik anlatıyor...
Yıl 1992 Trabzonspor Avrupa Kupa Galipleri Kupası eleme turunda İrlanda'nın Wanderes takımıyla deplasmanda ilk maça çıkıyor.
Bordo mavililer maç öncesi o zamanki Yugoslavya'dan bir transfer yapar. Takımın teknik direktörü rahmetli Özkan Sümer yeni oyuncuyu oynatmak ister ama birini takımdan kesmesi gerekir. Sonunda Lemi'yi oynatmamaya karar verir.
Maç öncesi soyunma odasında kadroyu açıklamadan onu yanına çeker ve başlar konuşmaya: Seni hiç iyi görmüyorum rengin çok soluk. Halsizsin. Uykusuz mu kaldın?
Lemi şaşırır "Hayır hocam gayet iyiyim" der. Ama Özkan hoca onun yerine yeni transferi oynatır.
Gel gör ki Yugoslav futbolcu ilk yarıda dökülür. Devre arasında Özkan hoca Lemi'ye "Hazırlan oyuna giriyorsun" der. O da kafasını kaldırıp cevabı yapıştırır: Ya hocam. Çok halsizim. Hiç oynayacak durumda değilim.
Ama hoca Özkan Sümer...Reddetmek mümkün mü? Lemi söylediğini yapar ve ikinci yarıda oyuna girer.
