menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yetenek Yetmez, Bazen Hayat Kazanır

17 0
27.08.2026

Ronaldinho topu ayağına aldığında futbol bir oyundan çıkıp şenliğe dönüşürdü. Maradona, topu yalnızca sürmez; onunla kavga eder, barışır, konuşurdu. George Best'in çalımlarında Belfast'ın rüzgârı, Garrincha'nın kıvraklığında Rio'nun sokakları vardı. Paul Gascoigne, futbolun içine İngiliz hüznünü ve neşesini aynı anda koymuştu. Sergen Yalçın ise Türk futbolunda, "Bir futbolcu topa bu kadar mı güzel dokunur?" sorusunun yaşayan cevabıydı.

Hepsinin ortak noktası yalnızca olağanüstü yetenekleri değildi.

Hepsinde, futbolun kaderini değiştirebilecek kadar büyük bir ışık vardı.

Ama o ışığın yanında, hayatlarının başka bir tarafında büyük bir gölge de dolaştı.

Ve futbolseverlerin yıllardır sorduğu soru işte burada başlıyor:

"Neden?"

Neden böylesine yetenekli insanlar, kendilerine verilen o eşsiz hediyeyi sonuna kadar taşıyamadılar?

Neden bazıları kariyerlerinin zirvesinde kendi hayatlarının duvarlarına çarptı?

Belki de futbolun en acı gerçeği şudur:

Yetenek, insanı yıldız yapabilir ama yıldız olarak kalmasını garanti etmez.

Futbolcu olmak başka, futbolun büyüklüğünü taşımak başka bir şeydir.

Çünkü bir futbolcunun yalnızca ayağını değil, hayatını da disipline etmesi gerekir.

Antrenman vardır.

Beslenme vardır.

Uyku vardır.

Sakatlık korkusu vardır.

Medyanın baskısı vardır.

Şöhret vardır.

Para vardır.

Etrafınızda sürekli "evet" diyen insanlar vardır.

Ve bütün bunların ortasında henüz genç yaşta milyonların önüne çıkmış bir insanın kendisini yönetmesi beklenir.

Oysa futbolcular da insandır.

Üstelik çoğu zaman çocuk yaşta büyümek zorunda bırakılmış insanlardır.

Maradona'nın hikâyesine baktığımızda yalnızca bir futbolcunun hayatını görmeyiz. Fakirlikten gelen bir çocuğun dünyanın en büyük futbol imparatorluğunun tahtına oturuşunu ve o tahtın ağırlığı altında ezilişini görürüz.

Maradona, Napoli'de bir şehrin Tanrısı oldu.

Ama Tanrı ilan edilen insanın da yorulabileceğini dünya çoğu zaman unutuyor.

George Best ise şöhretin başka bir yüzünü gösterdi.

"Maradona iyi, Pelé iyi ama Best..." diye başlayan cümleler futbol tarihinin hâlâ en büyük iltifatları arasındadır. Fakat Best'in hayatında futbol sahasının dışındaki mücadeleler, zamanla sahadaki büyüsünün önüne geçti.

Garrincha...

Belki de futbol tarihinin en hüzünlü masallarından biri.

Saha içinde insanları güldüren, rakiplerini çaresiz........

© Fotospor