Gölgede Islık, Güneşte Vicdan: Türk Futbolunda Hakemin Hikâyesi
Eduardo Galeano, Gölgede ve Güneşte Futbol’da futbolu ikiye ayırır: ışığın altındaki oyun ve gölgenin içindeki gerçek. Türkiye’de futbol, çoğu zaman gölgesini kendi üstüne düşürür. Ve o gölgede en çok kaybolan şey, hakemin vicdanıdır.
Bir zamanlar hakem dediğin, mahallede “en adil çocuk” olurdu. Tartışmaları o çözerdi, penaltıyı o verirdi, kavga edenleri o ayırırdı. Düdüğü yoktu belki ama sözü vardı. Şimdi düdük var, VAR var, kulaklık var… Ama sözün ağırlığı eskisi kadar yok.
Çünkü artık hakem, oyunun bir parçası değil; oyunun hedef tahtasıdır.
İstanbul’un üç büyük mabedinde-Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş-her düdük sesi bir tartışmanın başlangıcıdır. Tribünler karar vermez, hüküm verir. Hakem ise o hükmün sanığıdır.
Oysa hakem dediğin, oyunun görünmeyen dramaturgudur. Oyunu keser, başlatır, yön verir. Ama Türkiye’de hakem, oyunu yönetmez; oyunun içinde savrulur.
İslam Çupi olsaydı ne derdi?
Belki şöyle başlardı:
"Futbol bizde hiçbir zaman sadece........© Fotospor
