Dolmabahçe'de Yeniden Bir Hikaye Yazılıyor
Ama bazen de öyle dönemler gelir ki mesele ne transferdir ne de teknik direktör... Mesele, kulübün kendi aynasına yeniden bakabilmesidir.
Beşiktaş, son birkaç yıldır tam da bu aynanın önünde uzun uzun duran bir adama benziyordu. Üzerindeki yorgunluğu silmeye çalışan, geçmişteki ihtişamını hatırlayan ama geleceğe nasıl yürüyeceğini kestiremeyen bir adam...
Dolmabahçe'nin rüzgârı bile eskisi kadar sert esmiyordu sanki. Çünkü rüzgârın da estetikten, karakterden ve mücadeleden beslendiği bir kulüptür Beşiktaş. Siyah ile beyazın arasındaki ince çizgi yalnızca forma renkleri değildir; cesaret ile tevazunun, isyan ile asaletin ortak adıdır.
İşte bugün, uzun yıllardan sonra ilk kez o çizginin yeniden belirginleştiğini hissediyoruz.
Çünkü bu yaz yaşananlar, sadece futbolcu transferlerinden ibaret görünmüyor.
Bir aklın inşası başlıyor.
Önder Özen'in yeniden göreve gelişi, belki de bu yazın en önemli transferidir.
Türkiye'de futbol yıllardır isimlerin, manşetlerin ve günü kurtaran çözümlerin oyuncağı hâline geldi. Oysa Avrupa'nın güçlü kulüpleri artık futbolcu değil sistem transfer ediyor.
Beşiktaş'ın da uzun zamandır eksik olan tarafı tam olarak buydu.
Bir oyun fikri...
Bir futbol aklı...
Bir kulüp organizasyonu...
Vincenzo Italiano'nun gelişi de bu düşüncenin doğal devamı gibi görünüyor.
Italiano'nun futbolunda top yalnızca ayağa dolaşmaz.
Düşünce dolaşır.
Oyuncular birbirine yaklaşır.
Takım, topu değil; oyunun kontrolünü ister.
Pres, yalnızca rakibi boğmak için değil, takımın birlikte nefes almasını sağlamak içindir.
Bu anlayışın Beşiktaş gibi tarih boyunca cesur futbol oynamış bir kulüple buluşması heyecan verici.
Bir başka önemli ayrıntı ise fazla konuşulmayan ama belki de en değerli hamle...
Eduard Graf'ın yeniden etkin hâle gelmesi.
Modern futbolun en pahalı transferi bazen milyon euroluk yıldız değildir.
Doğru oyuncuyu, doğru yaşta, doğru karakterle bulabilen gözdür.
Graf, yıllardır Avrupa'nın farklı liglerinde yalnızca yetenek değil karakter arayan futbol insanlarından biri olarak tanındı.
Sergen Yalçın döneminde geri planda kalan bu futbol aklının yeniden karar mekanizmasına dâhil edilmesi, kulübün kısa vadeli heyecanlardan uzaklaşmaya başladığını gösteriyor.
Çünkü iyi scout, bugünü değil yarını satın alır.
Transferlere tek tek........
