menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kış Olimpiyatları'nda Buz, Bizde de Kort Biraz Çatırdadı!

32 0
14.02.2026

 

Bu spora olan ilgim, yıllarca nostaljik bir rafa kalkmışken, yaklaşık iki sene önce Ilia Malinin sahneye çıktı. Malinin’in buz pistini domine eden, fizik kurallarını zorlayan performansı, beni de yeniden ekran başına kilitledi.

 

Milano Cortina Kış Olimpiyatları'ndaki erkekler serbest program finalini izlemek için uykusuz kalırken, beklentim yine o "yenilmez" performansı görmekti.

 

Ancak, Milano Cortina'da buz biraz çatırdadı; pistin üzerinde bu kez, estetik bir danstan ziyade, ağır bir psikolojik yükün gölgesi vardı.

 

Ilia Malinin'in programı boyunca defalarca dengesini kaybedişi, o anlarda yüzüne yerleşen kendi kendine inanamayan hüzünlü bakışları ve vücut diline yansıyan yorgunluk, esasen sporun en sarsıcı gerçeğini hatırlattı.

 

Yaşayan tenis efsanesi Billie Jean King’in ABD Açık’ta, Arthur Ashe Stadyumu'nun tünel duvarında asılı duran  meşhur sözü yankılandı zihnimde: "Pressure is a privilege" (Baskı bir ayrıcalıktır). Tenisçilerin korta çıkmadan hemen önce gördükleri bu son cümle, özünde sporcuya "En iyisi olduğun için buradasın ve bu stres senin rütbendir" der. King, bu sözüyle stresi bir motivasyon kaynağına dönüştürmeyi öğütler. Ancak Malinin'in hüzün dolu bakışlarında gördüğümüz şey, bu "ayrıcalığın" bazen bir madalyadan çok, taşınması imkansız bir kaya parçasına dönüşebildiğiydi.

 

Öte yandan buz, bize madalyonun diğer yüzünü de gösterdi. Kaybedecek hiçbir şeyi olmamanın verdiği o hafiflik, bazen en ağır teknik donanımdan daha değerlidir! Kazak patenci Mikhail Shaidorov, kimsede büyük bir beklenti yaratmamış olmanın avantajını pozitif bir vücut diliyle birleştirdi. Tertemiz, stresin gölgesinden uzak bir programla pistten altın madalyayı kapıp gitti. Elit teniste de sıkça gördüğümüz o "rahatlık", Shaidorov'u zirveye taşıdı. Onu takip eden ve Malinin'e nazaran çok daha az hata yaparak soğukkanlılıklarını koruyan Japon patenciler Yuma Kagiyama ve Shun Sato ise, gümüş ve bronz madalyayı ülkelerine götürerek dünkü stres sınavının kazananları oldular.

 

Matematik, Geometri Ve Kusursuzluk Arayışı

 

Buz pateninde rakibiniz yanınızda değildir, teniste ise filenin diğer ucundadır; ancak her iki branşta da asıl mesele, rakipten bağımsız olarak kendi oyununuzun en kusursuz versiyonunu sergileyebilmektir.

 

Tenis de tıpkı buz pateni gibi, temelde atletin kendi hatasızlığı üzerine inşa edilen bir "az hata yapma" sanatıdır.

 

Bu noktada spor, sadece fiziksel bir güç gösterisi olmaktan çıkar; matematik, geometri, estetik, zeka ve yeteneğin iç içe geçtiği bir denkleme dönüşür. Buzda atılan bir dörtlü atlayışın gerektirdiği o hassas açısal hesap ile kortta çizgiyi bulan bir "passing shot'ın" geometrisi gerçekte aynı zihinsel disiplinden beslenir. İkisinde de bireysel gelişim, bu karmaşık denklemi stres altında hatasız çözebilme becerisidir.

 

Büyük şampiyonlar için stres yönetimi sadece teknik bir beceri değil, hayati bir sınavdır. Malinin gibi bir dehanın bile bu denli büyük bir sürprizle kürsü dışı kalması, stresin her zaman bir "ayrıcalık" olarak hissedilmediğinin kanıtıydı.

 

Duvardaki o yazı motivasyon verse de, buzun ve kortun gerçeği bazen o yükün altında ezilen insani bir yorgunluktan ibarettir.

 

Genç Yıldızların Olgun Tenisi: Teknik Üstünlük ve Stres Yönetimi

 

Kadın tenisi, son yıllarda sadece fiziksel güçle değil, oyun zekası ve teknik olgunluğuyla yaşıtlarından ayrılan çok genç bir jenerasyonun yükselişine tanıklık ediyor. Kortun her köşesini bir satranç tahtası gibi kullanan bu yeni yıldızlar, Billie Jean King’in omuzlara yüklediği "ayrıcalıklı baskıyı" şaşırtıcı bir sükunetle karşılıyorlar. Bu jenerasyonun en dikkat çeken özelliği, henüz yolun başında olmalarına rağmen sergiledikleri o "olgun tenis" kimliği.

 

Kadın tenisinin bu genç yıldızları arasında istikrarı en çabuk yakalayan ismi, Kanada'nın 19 yaşındaki yeteneği Victoria Mboko oldu. 2025 sezonu başında klasmanın 333. basamağında yer alan Mboko; kendi evinde, Montreal'deki 1000 puanlık (WTA 1000) Canadian Open'da aldığı davetiye (wildcard-WC) ile tenis tarihine geçecek bir yürüyüş başlattı. Çeyrek finalde dünya 2 numarası Coco Gauff'u iki sette (6/1 ve 6/4) saf dışı bırakan genç yetenek, yarı finalde Elena Rybakina'ya karşı maç puanı çevirerek yükseldiği finalde Naomi Osaka'yı devirip şampiyonluğa uzandığında Montreal’de bu unvanı kazanan ilk Kanadalı olarak tarihe geçmişti.

 

Mboko’yu asıl özel kılan ise bu başarının ardından yok olup gitmemesiydi.

 

Bugün Doha'da (WTA 1000), kariyerinin ikinci 1000 puanlık finaline yürürken; Mirra Andreeva, taze Avustralya Açık şampiyonu Elena Rybakina ve yarı finalde Jelena Ostapenko gibi devleri yine o sarsılmaz teknik disipliniyle devirmesi, Montreal'deki başarısının bir tesadüf olmadığını mühürledi.

?300'lü sıralardan sadece bir yıl içinde tırmanarak, önümüzdeki pazartesi günü açıklanacak resmi listede ilk 10 içine girmeyi garantileyen Mboko, artık modern tenisin en olgun temsilcilerinden biri olarak sahne alıyor.

 

Şimdi tüm tenis dünyasının gözü, bugün saat 18:00'de başlayacak olan Doha finalindeki Karolina Muchova randevusunda.

 

Milli Tenisçimiz Zeynep Sönmez’in Bu Genç Kadın Jenerasyonu Arasındaki Yerine Dair Görüşlerim

 

Kadın tenisinde yukarıda bahsettiğim yeni jenerasyonun üyeleri arasında; Avustralya Açık'ta 3. tur görerek tenis tarihimizi yeniden yazmaya başlayan milli gururumuz Zeynep Sönmez de yer alıyor.

 

Zeynep, ulaştığı tarihi başarının hemen ardından; Abu Dabi (WTA 500) ve Doha (WTA 1000) için verilen ana tablo davetiyeleri (wildcard-WC) ile katıldığı turnuvalarda maalesef ilk tur mağlubiyetleri aldı. Özellikle servis oyunlarındaki aksaklıklar ve ritim kaybı gözlerden kaçmadı.

 

Milli tenisçimiz bir süredir servisinde kinetik bir değişiklik yaptı; profesyonel oyuncular için değişimin içselleştirilmesi elbette zaman alıyor. Çünkü yıllarca alışılmış bir servis kinetiği var.

 

Bizlerin de Zeynep'in şu ana kadar başardıklarını ve potansiyelini her zaman akılda tutarak, Türk tenis severler olarak desteğimizi hiçbir aşamada eksik etmememiz çok kıymetli. Hatırda tutulması gereken; tenis sezonunun henüz yeni başladığı.

 

Zeynep’in bir sonraki durağını, turnuva tercihlerini ve Dubai (WTA 1000) ana tablosunda yer alıp yer almadığını merakla takip ederken; X hesabında Türk Hava Yolları ile sponsorluk ilişkisinin sonlandığına dair İngilizce ve Türkçe dilinde bir paylaşıma rastladım. Benzer bir teşekkür mesajı Türk Hava Yolları Spor Kulübü hesabında da yer alıyordu.

 

Açıkçası; yükselen ve tenis tarihimizi yeniden yazan sporcumuz ile bayrak taşıyıcı hava yolu firmamız arasındaki sponsorluk bağının mevcut aşamada kopmasını yadırgadığımı belirtmeliyim.

 

İşin ilginç yanı; Türk Hava Yolları'nın tam da bugünlerde, 7 Şubat 2026 tarihinde, Çin tenisinin olimpiyat madalyalı kadın yıldızı Zheng Qinwen ile yapmış olduğu ortaklıktı. Bu ortaklık, Zheng Qinwen’i Türk Hava Yolları’nın yeni Global Marka Elçisi konumuna getirmiş bulunuyor.

 

Ekonominin ve ticaretin mutfağından gelen biri olarak; her bir ticari anlaşmanın, her bir markanın dünyaya yayılma stratejisinin, küresel itibarını koruma ve yayma vizyonunun ne kadar kıymetli olduğunu en yakından bilenlerden biriyim. Ancak milli duygularım da en az bu teknokrat kimliğim kadar güçlü. Ben Zeynep'e Melbourne'da "Türkiye seninle gurur duyuyor" diye bağıran vatandaşlarımızın arasındayım.

 

Düşünsenize; Türk Hava Yolları’nın yeni küresel marka elçisi olan Zheng Qinwen ile Zeynep Sönmez, yılın ikinci Grand Slam turnuvası olan Roland Garros'ta karşı karşıya gelmiş olsunlar. Zheng Qinwen, Türk Hava Yolları’nın amblemini göğsünde taşıyor; milli gururumuz Zeynep Sönmez’e karşı!

 

Ben bu satırları tamamlarken,  Dubai'den heyecanlı haberler geldi. Zeynep, Dubai Duty Free Tennis Championships'ten de (WTA 1000) özel davetiye (Wild Card-WC) aldı ve ilk tur rakibi de belli oldu. Zeynep, ilk turda, Çek tenisinin son dönemdeki yükselen yıldızı Sara Bejlek ile eşleşti!

 

Abu Dabi'nin (WTA 500) taze şampiyonu Bejlek'i geçmesi durumunda, Zeynep, 2 inci turda, Belinda Bencic ile Jessica Bouzas Maneiro maçının galibiyle karşı karşıya gelecek! 

 

Çok güzel bir hafta sonu dilekleriyle.


© Fotospor