Enflasyon kader değil, çoğu zaman bir tercihtir, iki yılda aşağı çekmek mümkün
Bu ülkede kendimi bildim bileli enflasyon var.
Benim ömrüm belli. Benden önce de vardı. Benimle birlikte büyüdü. Çocuklarımızın hayatına da miras kaldı. Böyle giderse torunlarımız da aynı yükü devralacak.
Böyle bir şey olabilir mi? Bir ülke yarım asır boyunca aynı ekonomik hastalıkla yaşar da hâlâ “çare arıyoruz” diyebilir mi? Üstelik teşhisi de tedavisi de büyük ölçüde bilinen bir sorun için…
Ben artık şuna inanıyorum: Enflasyon kader değildir. Çözülemeyecek bir sorun hiç değildir. Çoğu zaman bir tercih meselesidir. Daha doğrusu, yanlış tercihlerin, kötü yönetimin ve ertelenen reformların kaçınılmaz sonucudur.
Enflasyon yalnızca fiyatların yükselmesi değildir. Enflasyon, servetin sessizce el değiştirmesidir. Kimilerini çalışmadan zenginleştirirken, kimilerini gece gündüz çalıştığı hâlde yoksullaştırır. Sabit gelirliyi ezer, tasarruf sahibini cezalandırır, borçluyu ödüllendirir, üretmek yerine spekülasyonu teşvik eder.
Bu yüzden enflasyon sadece ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki, sosyal ve siyasi bir meseledir.
Kim kazanıyor, kim kaybediyor?
Enflasyondan herkes aynı ölçüde zarar görmez.
Ay sonunu getirmeye çalışan işçi, memur, emekli, küçük esnaf, çiftçi, gençler ve dar gelirli aileler kaybeder. Türk lirasına güvenip birikim yapan kaybeder. Maaşı cebine girmeden eriyen milyonlar kaybeder.
Ama herkes kaybetmez.
Ucuz krediye kolay ulaşabilenler, varlık fiyatlarındaki şişkinlikten kazananlar, döviz ve gayrimenkulle kendini koruyanlar, stokçuluk yapabilenler ve enflasyonu fırsata çevirebilenler bu düzenden beslenir.
Yüksek ve öngörülemeyen enflasyon yabancı yatırımcıyı da ürkütür. Hiçbir ciddi yatırımcı, önünü göremediği, maliyet hesaplayamadığı, fiyat istikrarının olmadığı bir ülkeye uzun vadeli yatırım yapmak istemez. Gelen sermaye kısa vadeli olur; uzun vadeli üretim yatırımı ise başka ülkelere gider. Buna karşılık kayıt dışı ekonomi ve kara para için daha elverişli bir ortam oluşur.
Enflasyon, görünmeyen ama çok güçlü bir gelir transfer mekanizmasıdır. Yoksuldan zengine, üretenden rantiyeye doğru işleyen sessiz bir pompadır. Oysa sağlıklı ekonomilerde bunun tam tersi olmalıdır.
Güven........
